Archive for the ‘Sürreal Hikayeler’ Category

Am*na Koyayım Üniversite

Pazartesi, Nisan 14th, 2008

Üniversiteye yeni başlamışım. “Ulan ne değişik şehir be!” diyorum. İnsanlar sanki ters ters yürüyorlar ya da ben biraz fazla kaçırmış olabilirim, bulanık herşey. Derse katılıyorum, herkesin yüzünde acayip bir sevinç, kapağı attım üniversiteye, bir tane hatun kaldırırsam süper olacak havası var. Bense hayatımın en kötü gününde gibi hissediyorum. Zaten istediğim bölüme gitmemişim ya ağzımı bıçak açmıyor.

Tommy hilfiger tişörtlü tiki bir eleman yaklaşıyor yanıma. Selam hocam hoşgeldin ben Ersin, alttan alıyorum bu dersi, sen yenisin galiba? Yeniyim kardeş diyorum. Alıştın mı, kalacak yer buldun mu diye soruyor bana. Alışırım zamanla ama kalacak yerim yok diyorum. Bize gel, yan odamdaki eleman daha gelmedi, birkaç gün idare edersin artık diyor. Tabii ki çok isterim diyorum sevinçle…

Sıkıcı bir ilk dersten sonra eve gidiyoruz. Kapıyı açınca gözlerime inanamıyorum. Her yer dağınık birbirine girmiş durumda. Yığınla kitaplar, ders notları… Kanepeler ters çevrilmiş, oda bombok bir vaziyetteydi. Gel arkadaşlarımla tanıştırayım dedi. Ayhanın odasına girdik, kimse duymasın diye kulaklıkla porno izliyordu üstüne üstlük otuzbir çekiyordu. Bizi s*klemedi bile, yuh am*na koyayım deyip çıkıp gittik odadan. Orhan’ın odasına doğru gittik. Yaklaşınca artan gürültü dikkatimi çekmişti. Odaya girince hayvan gibi metal dinlediğini anladım. Açıkçası bu kadar ibne tipli bir herifle karşılaşacağımı bilmiyordum. Uzun saçlı, siyah tişörtlü, gözlerinin altı zeplin gibi olmuş bir keşe benziyordu. Sigarayı havaya üfleyişinden bile ne bok bir insan olduğunu anladım.

Oo genç hoşgeldin, buyur şöyle dedi. oturduk anlatmaya başladık. 5 dakika geçip muhabbete *m, s*k, göt karışınca aklım başıma geldi ve havanın karardığını anladım. Karnım da gurul gurul ötüyordu. Sesleri duyan eleman gel mutfağa bir şeyler hazırlayayım dedi. Mutfağa girdik yine bir facia, mutfaktaki göl hafiften sapancayı andırıyordu. Allah’tan fayans vardı da su alta kaçıp alttaki cadolaz karıyı aktifleştirmiyordu. Bardak bulamadığını söyledi Ersin. Eve daha yeni geldiklerinden ekmek de yokmuş. Kavanoza sıcak su doldurup sallama çay içtik. Üç ay öncesinden kalan ton balığıyla son defa şansımızı denedik ama ikimizi de kesmedi. Hadi gel alışveriş yapalım dedi. Beraberce Bim’e gittik. Le’ cola, birkaç bardak ve ekmek aldık. Urfalı Kardeşler’den dört porsiyon lahmacun yaptırıp eve geldik, güzelce sofrayı kurduk. domuzlar gibi kapıştık yemeği. Sonra batak öğrettiler bana, öğrenci evinin vazgeçilmez oyunuymuş. Çok sıkıcıydı hiç sevmedim. Hem de ütüldüm tüm paramı kaybettim.

Çok geç olunca yatağa girdim. Babama parayı nasıl kaybettiğim konusunda hesap vereceğimi düşünürken uykum bir türlü gelmedi. Koyun atlamak da rahat insan işi olduğundan yüz tane “am*na koyayım üniversite” tabelasının önünden 150 km hızla geçtiğimi düşündüm. Hakikaten rahatlamıştım bir süre sonra. Tam dalarken biri omuzumdan tuttu. Uyku sersemliğinde annemi görüyordum sanki.

“Oğlum kalk servise yetişemeyeceksin.” diyordu ses. Gözlerimi iyice açıp baktım ki aynı odada değildim, lise yıllarındaydım hala. saate baktım. Geç kalmıştım ilk derse. Ama hiç koymadı. O kadar etkilenmişim ki o gün, öyle mutlu olduğumu hatırlamam senelerdir.

Ait Olma Duygusu

Pazar, Nisan 13th, 2008

Abazanlığın tüttüğü başka bir gündü. “Herkesin bir manitası var, bir bizim yok anasını satayım.” diyordum Hakan’a. Hakan da 87 doğumlu çıtır hatunlar’dan yeni bir tane bulduğunu söyledi, yıkıldım… Bu dünyada yapayalnız kalmışım sanki. İşin kötü tarafı sorun kızlarla aramın kötü olması değil, onların beni bir abi, bir arkadaş olarak görmesiydi. Üniversiteyi üç sene üst üste kazanamayacak kadar öküz olduğumdan diğerlerinden bayağı büyüktüm zaten, abi demeleri normaldi ama hiçbir kız bana o duygularla yaklaşmıyor muydu? Yoksa ben zurna mıydım? Hayır hayır, zurna değildim sadece aşırı normaldim.

Popüler kesime girmek için atmosferik y*rrak metal dinlemek, Fight Club izlemek, piercing taktırmak, gece barda çok içip ortamın dağıtmak gibi ayrıcalıkların olması gerekiyordu. Bense okula pembe gömlek-kravat ve sivri pabuçlu ayakkabıyla gelen, Yeni Türkü filan dinleyen, Serdivan’a takılan ezik bir kişiliktim. Benim gibiler 80′lerin sonunda 90′ların başında kalmıştı.

Neslimin son türüydüm evet. Hiçbir yere ait değildim. Bu işten anlayan elemanlardan yardım almak gerekiyordu bu yüzden. Hemen pinoya daldım. En gotik görünümlü masaya oturdum. Allah’tan laboratuar dersini beraber aldığımız bir hatun vardı da g*t gibi ortada kalmamıştım. Konuşmaya pek katılamadım ama 45 dakikada bir tuvalete gitmiş numarası yapıp, sohbet ettikleri şeyleri, sevdiği müzikleri, filmleri, yazarları not defterime ekliyordum.

Hava kararıncaya kadar aldığım notlar not defterine sığmaz olmuştu, demek ki artık yeterdi. Onlardan öğrendiğim yeni mekanla gidiş cümlemi kurdum “Ya dostum akşama bizim hatunla Hera’ya gidicez, ben kalkar” dedim. Kalktım eve gittim.

Yazdığım notlar da bayağı olmuştu. Bunları boş bir zamanda ezberlemek gerekiyordu. ertesi gün üniversiteye girerken bahar şenliği ilanıyla karşılaştım. Manga, Şebnem ferah, Beyaz gibi Fanta konserlerinin vazgeçilmez isimleri de gelecekti. Orası şimdi nasıl hatun kaynardı değil mi? Harekete geçmenin tam zamanıydı. Hemen notlarımdan çıkardığım aktivite klüplerini ziyaret ettim. Frp klübüne kayıt olup kısa zamanda okuyabileceğim ince ve açıklayıcı bir kitap tavsiye etmeleri istedim. Notlarımdan çıkardığım mp3 isimlerini de genelde porno cd çektirdiğimiz Aykut Abi’ye verdim. Son dersten çıkana kadar hallederim dedi.

Derste bile sıranın altında frp kitabını okuyordum. Kılıç, büyücü, kral filan derken kafamın ağzına veriliyordu. Biyoloji hocası tahtaya kaldırıp vücudun savunma sistemi hakkında bir soru sorduğunda ise sap gibi kaldım. İçimden şövalyeler demek geldi ama rezil olmamalıydım. Tüm sabrımla bahar şenliğine kenetlendim.

Eve gidince ortamların müziğine alışmak için Anathema, In flames, Metallica dinledim. En gaz şarkılarını google’dan aratıp, hatunlara söylecek fiyakalı sözler aradım. Requiem for a dream, Memento, Fight club, Kelebek Etkisini izledim.

İki gün boyunca okula gitmeyip, bahar şenliği geçiş sınavıma hazırlanmıştım. Sonunda büyük gün gelmişti. En seksi kokan parfümlerimden birini sıktım, siyah deri ceketimi ve adidas ayakabımı giydim. Carlsberg’imi de ceketime güzelce zulaladım. Hava karanlık olmasına rağmen Terminatör gözlüklerimi de taktım. Amacım ne olursa olsun notumdaki mükemmel insan modeline benzemekti.

Konserler başladı, ben de hatunun bol olduğu tanıdık bir bölge aradım. Sonunda Utku’yu gördüm. İyi elemandı ama biraz tikiydi, rapçiydi, msn nickini cool_rapper_ßoy_78 yapardı. Yanındaki hatunlardan birine hemen yanaştım. Hemen tanışıverdik, ismi Pınar’mış. Çıtı pıtı bir kız, hemen ısınıverdim. Engin frp bilgimden, In flames’den en gaz şarkılarından bahsettim. Brutal Vocal, headbang savsalıyordum bir şeyler. O ise hayranlıkla dinliyordu. Ortam sıcaklaşınca zulaladığım Carlsberg’imi çıkardım. Utku da bir şeyler getirmiş güzel kafa yaptık.

Biraz sarhoş olunca headbang yapayım diye ön sıralara geçtim. Kendimi kaybetmişim bir an. Slow bir şarkıda da headbang yapınca etraftakiler pis pis bakmaya başladı. Hemen Utku’ların oturduğu yere gittim ama orada değillerdi. Aradım ama bulamadım. Sonra eğlemeye devam ettim, çıkışta bulurum bunları nasıl olsa dedim. çıkışta da bulamadım, acayip bir korku sardı. Bunların başına bir şey gelmesindi? Hemen cep telefonunu aradım ne yapıyorsun oğlum dedim? Bu gece pınarlardayım hacı, kusura bakma dedi. Hemen telefonu kapattım. Küfrettim kendime. Sen o kadar dil dök hatunu tava getir, başkası kapsın götürsün. Olacak şey değildi.

O gün pinoda neden şapkayı yan yan takan, fubu pantolonlu rapçi elemanlarla takılmadım diye kendime kızdım. O gün bugündür Dj Akman dinlerim.