Hakkında / İletişim / Kayıt Ol! / Giriş Yap


Archive for the ‘*nix’ Category

Linux Dünyası’ndan İncelikler

with 5 comments

Linux dağıtımlarının özellikle Mac OSX Snow Leopard ve Windows 7 kullanıma sunulduğundan itibaren kullanılma ve yeni kullanıcı kazanma oranları iyice düştü. Bunun nedenleri ve nasılları tartışılabilir. Çok öznel konuşmakla beraber bunun sebebinin kapalı kaynak modelini benimsemiş firmaların kullanılabilirlik ve kararlılık yönünden atılım yapmaya çalışırken Linux dağıtımlarının hala temel sorunlarla boğuşmakta olmasına bağlıyorum. Bu kadar çeşitli Linux dağıtımı olduğundan bunu doğal karşılamak gerekiyor.

Ubuntu, Fedora, Pardus ve daha niceleri… Çoğu KDE ve Gnome ve Linux’u temel alarak ilerleyen dağıtımlar. Sorunları da tam olarak burada başlıyor. Çıkıp da kimse biz KDE’yi geliştirelim Gnome’u geliştirelim demiyor çoğu geliştirici donanım ağını genişletme; Gimp’in, OpenOffice’in splash screen’ini kendi logosu ile değiştirmekte olduğundan, amelelikten başını kaldıramıyor ve diğer işlere vakit ayıramıyor. Sınırlı sayıda geliştirici ile de ancak bu kadar verim alınabiliyor. Kısacası Linux Dünyası’nda innovasyon eksik! Ama az da olsa güzel şeyler var. Lütfen bunları tek bir dağıtımda toplayan bir dağıtım geliştiriniz :)

1) Presto

Ülkemizde malum, internet hızları çok düşük. Ubuntu ve Fedora gibi dağıtımlarda farketmişsinizdir, kurduğunuz zaman bir bakarsınız 200-300 mb güncelleme! Bu ne dersiniz, haliyle. Fakat artık demeyeceğiz herhalde, Fedora’nın geliştiricileri Presto adı altında bir güncelleme sistemi geliştirmişler. Öyle ki indirdiğimiz çoğu paket zaten eskisi ile çok az fark içeriyor. Delta denen bu fark güncelleme sırasında indiriliyor ve tüm paket indirme zahmetinden kurtuluyorsun. Hem bant genişliğinden hem de zamandan kar. Bu çok hoş bir uygulama.

2) UbuntuOne

Dosya ve ayarları tek bir yerde toplayan ve her yerden aynı bilgisayarı kullanmayı sağlayan UbuntuOne, Karmic Kaola sürümü ile karşımıza çıktı. İnternet üzerinden hesap satın alınabildiği gibi, evinize Ubuntu Server kurup kendi UbuntuOne sunucunuzu oluşturabilirisiniz.

3) Mklivecd

pclinuxos’da bulunan bu özellik sisteminizin kolayca bir cd’ye dvd’ye yedekelmenizi sağlıyor. Linux’ta en büyük sorunlardan biri olan yedeklemeye güzel bir çözüm yolu bence. Ayrıca bu şekilde kendi Live cd’nizi de hazırlayabilirsiniz.

Kızgınlıklar

angry1

1) “Sun”, sözüm sana

Sun, Office 2007 aldı başını gidiyor, yarın Office 2010 gelecek, sen hala yerinde sayıyorsun. Çalışmaya biraz innovasyon kat, görünümü güzelleştir, tak takıştır. Her satın aldığın ürün gibi bir bloatware’e dönüştüreceksen, söyle de bari insanlar başka şeylere yönelsin.

2) Pardus, sözüm sana

Milliyetçiliği kullanarak reklam yaptın, en samimi duygularımızı sömürdün eyvallah ama YALI, TASMA gibi Türkçe isimli gui yöneticisi yapacağına şu KDE’yi bırak openbox, fluxbox’a geç de eski bilgisayarı olanlar da çalıştırabilsin.

3) Ubuntu, sözüm sana

Kuzum siz kararlılık diye bir şeyden haberdar değilsiniz herhalde. Ne zaman sistem güncellense herşey berbat oluyor. Son kullanıcıyı düşüneceğinize bir de eski kullanıcıyı düşünseniz ya!

4) Gnome, sözüm sana

Şu iki panelden kurtul artık, sanal ikipanel hiç yakışmıyor. Artık Gnome 3′e mi geçireceksin, ne yapacaksan yap. Şu çocuk oyuncağı gibi serpiştirdiğin ciciş biciş simgeleri kaldır, adama benzesin şu ekran.

3) Linux, sözüm sana

Monolitik kernel dedik bağrımıza bastık, buramıza getirdin, yok acpi desteğiymiş bilmemneymiş. Windows’un mavi ekranına hasret ettin bizi. Kızdırırsan Hurd’e geçirim bak!

İstekler

  1. Güzel ve kullanışlı bir video programı
  2. Şu Gimp’i bir şekle sokun lütfen, rica, tşk, iyi günler
  3. Daha iyi ses kalitesi. Ne müzikler dinledim, ne flac’lar döndürdüm, benim sadık yarım kadar mediaplayer’dır.
  4. Menülerde daha az seçenek, sırf  ulaşılabilir olsun diye, menüleri seçenekler penceresine dönüştürmek. kullanılabilirliğe yoğunlaşın biraz da allasen ya.
  5. E yeter artık, gui’li bir veri kurtarma yazılımı

Teşekkürler. İnadına -> http://www.whylinuxsucks.org/

Written by Yalçın Can

Kasım 9th, 2009 at 8:08 pm

Posted in *nix

Cep Telefonları ve Linux 3

with one comment

Ayrı kaldığım bu dönemdeki cep telefonları ve Linux tecrübelerimi olabildiğince aktarmak istiyorum:

Yeni bir platforma Linux entegredilirken nasıl bir yol izlenmelidir?

Anahatlar

  • Gerekli mi?
    • Aşağıda anahatları gösteriler konu çok pahalı ve zaman alıcı işlemler gerektirebilir bu nedenle vereceğiniz emeğin değip değmeyeceğini hesap ediniz.
    • Çoğu cep telefonu j2me, symbian gibi programlama arayüzleri sunmaktadır, bu arayüzler çoğu ihtiyacı karşılayacabilecek nitelikte olup, Linux’u port etmektense bu dilleri öğrenmek daha geniş kitleye hitap edecek ürünler ortaya koymanızı sağlar.
  • Port edeceğiniz platformu çok iyi tanıyor olmalısınız.
    • CPU tipi ARM midir yoksa nedir?
    • MMU var mı yok mu?
    • Linux’u çalıştırabilecek memory mevcut mu? (Minimum 2 MB)
    • GUI çalıştırılabilecek kadar memory mevcut mu? (Minimum 16-32 MB)
  • Port edeceğiniz platformun device driver’larının kaynak kodları genelde verilmeceği için
    • Elinizdeki eski firmware’i muhafaza etmeli,
    • Firmware’i reverse etmeli
    • Elde ettiğiniz driver kodlarıyla kernel’i patch etmelisiniz.
  • İşletim sistemlerinin nasıl çalıştığını iyi bir şekilde anlamalısınız.
    • Bootloader nasıl çalışır?
    • Hatalar nasıl anlaşılır ve debug işlemleri nasıl gerçekleştirilir?
    • Kernel ve GCC ARM platformu için nasıl derlenir?
  • Bu işe sizden önce başlayanların çalışmalarına göz atmalısınız.

Genel Bilgi

Port etmekteki en büyük amaç eski haliyle yapamadığı bazı işlemleri yapmaktır ve onu aşmaktır. Sadece alternatif oluşturmak amacıyla böyle koplike bir işe girilmemelidir. Çoğu çalışma gösteriyor ki reverse edilen sürücülerin eskilerinin yerini tam tutmması nedeniyle hardware arızaları ve pil ölümleri meydana gelebiliyor. Çalışmalarınızı yaparken gerekli korunma önlemlerinizi alınız ve özellikle cpu overclock işlemlerinde korunma gözlüğü takınız.

Port etmeden önce güzel bir fizibilite çalışması yapmanız gerekiyor. Cihazınızın donanım özelliklerini iyi tanıyın ve üretici firmalarla iletişime geçin. Bazıları cevap verme lütfunda bulunup datasheet ve driverları gönderebilir. İnandırıcılığınız arttırmak için bir domain adresi alıp bu konuda tecrübelerinizi paylaşın, güzel ve düzenli hazırlanmış bir blog lamer olmadığınızı göstermek için yeterlidir. Fakat üzgünüm ki genelde elinize geçen sadece datasheetler olacaktır çoğu firmanın driverlarını yayınlamama gibi bir politikası mevcut. Bu datasheet belgeleri sizin için çok değerlidir, iyi muhafaza edin.

Bazıları basic bootloader’ı nasıl yazmanız gerektiğinden bile bahseder. İşin en zor kısmı da herhalde bu bootloader ve görüntüyü ekrana yansıtma olayıdır. Bootloader’ı inşa ettikten sonra driver için de iletişime geçin. Bazı firmalar geliştiriciler için “developer program” adı altında sdk ve geliştirme araçları bulunan bazı olanaklar sunuyor, çoğu aylık paralı üyelikle çalışmakta. (Nokia)

Eğer driverlar konusunda olumlu bir yanıt alamazsanız bu çalışmaları hayata geçirebilmek için IDAPro gibi güçlü disassembler araçlarına ihtiyacınız olacak, disassemling işlemler işin en sıkıcı tarafı olmakla birlikte en eğitici kısmını oluşturmaktadır. Derlenmiş bir kodu tekrar kod haline getirmek bilgisayarların çalışması hakkında inanılmaz bilgiler öğrenmenize yol açabilir, javascript’le işletim sistemi göçürme hikayelerine inanmanızı sağlayabilir.

Elinize geçen kod açıklama satırları ve fonksiyon isimleri olmadığından başlangıç seviyesinde programcılar için çok anlamsız gelecektir. device driver’ları çıkardıktan sonra işletim sisteminin çalışma prensibini öğrenmeye çalışmayın çünkü bu aşamaya gelmek çok fazla zaman alıyor hemen kolları sıvayın ve driver’ları linux’la uyumlu hale getirin. Driver’ları linux’a entegre edip platformunuza göre derleyin. Kernel demişken bu konuyu açmak gerekir, vanilla kernel mi kullanacaksınız yoksa uclinux kerneli mi kullanacaksınız? Bu soruyu yanıtlamak için MMU(memory management unit)’a sahip olup olmadığınızı ve bu ünitenin linuxla uyumlu olup olmadığını bilmeniz gerekiyor. MMU kullanamayacaksanız uclinux kullanın tekerleği yeniden icaad etmeye gerek yok! En son kerneli platforma göre derleyeceksiniz ve bootloader’la açacaksınız. LCD driverını çıkarmayı başarabildiyseniz görünütüyü de alacaksınız fakat görüntüyü alamadım diye üzülmeyin Linux güçlü bir log sistemine sahiptir. var/log dizininindeki log dosyalarından nereye kadar gelebildiğinizi takip edebilirsiniz. Artık başarılı bir Bu prototipi linux listelerinde yayınlayın ve kendinize yandaş arayın.

Dual Boot

Kullanıcılara eski sistemi de yeni sistemi de kullanma olanağı sunmalıyız. Bu yüzden bootloder’da iki seçenek sunmalıyız peki linux eski işletim sistemiyle aynı partisyonu mu paylaşacak? Bu konu biraz karışık aslında. Bazıları bu yöntemin pek geçerli ve kullanışlı olmadığını söylüyorlar fakat Ubuntu’dan bileceğiniz Wubi benzeri bir yöntem gerçekten çok akılcı çünkü mmc veya sd karta linux kurulumu pil ömrüne olumsuz eetkiler yapacak ve çalışma hızını düşürecektir ayrıca bootloader’a mmc veya sd kart yazma-okuma desteği eklenmesi de cabası. Wubi deki yöntem çok güzel işliyor: Sanal bir harddisk yaratıyorsunuz ve bootloader linux imajınızı bu sanal hardiskten çağırıyor ve göreceli olarak daha hızlı ve unistall etmesi kolay bir sisteme kavuşmuş oluyorsunuz.

GCC

Bir Linux sistemi Gnu Compiler Compilatio olmadan bir hiçtir. GCC dediğimiz derleyici kütüphanesi c, c++ gibi bir çok dilde yazılmış kodu ve programı sistemimizde çalışabilir hale getirmeyi sağlıyor. İnsanların okuyabildiği kodu 01010 şeklindeki makine koduna dönüştürerek bilgisayar için anlamlı getiriyor. Bu portu başarabilirseniz yolnuz açık olsun başarıyla Linux’u port ettiniz ve yarı kullanılabilir bir prototip haline getirdiniz. Gerisini zaman gösterecek artık gui olarak yeni bir şey mi yazarsınız yoksa var olan bir sistemi port mu edersiniz bilemiyorum ama bu aşamadan sonra işiniz rahat artık komünite ilerisini getirecektir.

Kolay gelsin!

Written by Yalçın Can

Şubat 14th, 2009 at 10:32 pm

Posted in *nix

Cep Telefonları ve Linux 2

without comments

Yaklaşık bir sene önce Cep Telefonları ve Linux başlığı adı altında bir yazı yayınlamıştım. O zamanki amacım eski telefonlara Linux desteği sağlayarak onları tekrar kullanılabilir kılmaktı fakat emektar nokia 6230i telefonum dökülmeye başlayınca( ki çok bilinçli bir kullanıcıyım) eski telefonlara yatırım yapmanın doğru olmayacağına kanaat getirdim. Bu arada şu Sx1′de linux olayı gerçekten şaşırtmaya devam ediyor. 2003 yılından beri telefon halen geliştiriliyor ve muhteşem görüntüler ortaya çıkmış durumda. Adamlar PiXiL altyapısını Sx1′e entegre etmişler, helal olsun!

Bu ve benzeri bir kaç istisnayı geçersek, önümüzde pek yol gösterecek örnek yok. Fakat şu iPhone klonu üreten Çin kökenli üreticilerden ümidim var. Google’dan veya canlı izlemek için Youtube ve benzeri sitelerden iphone clone şeklinde aratın ve örnekleri inceleyin. Yaptıkları uucuz birer kopya gibi görünse de dokunmatik ekran, wifi ve basit bir arayüz sağlayan; bana göre amacına da ulaşan kopyalar bunlar.

Peki bundan nasıl yararlanabiliriz? Öncelikle insanların bir telefondan ortalama ne istediğine bakalım:

  • Para, para, para! Vergiler dahil, belli bir ücreti geçmemeliyiz. Fizibilite raporu çıkarıp özellikle Türk kullanıcıları için en uygun fiyatı belirlemeliyiz.
  • Basit fakat şık bir arayüzü olmalı, geliştirilmeye açık olmalı; zaten bu yüzden Linux’u seçiyoruz.
  • Çift sim kart, Tv gibi fonksiyonları bulunmamalı, bu maddeyi Çinlilerle çalışacağımız için söylüyorum.
  • Tam Türkçe desteği ve düzenli firmware güncellemesi.
  • Garanti, en az 2 yıl.
  • ITunes Store veya Android Market gibi bir yazılım deposu.
  • Wifi desteği (geleceğe yönelik, kesinlikle olmalı)
  • 3G (belirsiz)
  • Dokunmatik ekran (kesin olmalı, piyasaya bakılırsa standartlaşacak)

Şimdilik bu kadar şey aklıma geliyor. Zaman geçtikçe daha net fikirler ortaya çıkacaktır. Bu projeye katılmak veya destek vermek isteyenler, projeye nasıl bir yarar sağlayacakları bilgisi ile, iletişim bölümünden ulaşabilirler.

Written by Yalçın Can

Ocak 4th, 2009 at 1:37 pm

Posted in *nix,Girişimcilik,Teknoloji

Tagged with , ,

Kullanılabilirlik ve Bağımlılık

with 3 comments

Microsoft bugüne kadar kullanışlı(?) bilgisayar ürünleri ortaya koydu.

Kullanışlının yanına soru işareti koydum çünkü bu çok değişken bir kavramdır. Son kullanıcıya kolay gelen her ürün kullanışlıdır veya karmaşık her ürün kullanışlıdır diye bir şey söyleyemeyiz. Hatta kullanıcıların büyük bir kısmının alıştığı ürüne de kullanışlı diyemeyiz.

Aslında şuradaki resmin olayımızı çok güzel bir şekilde açıklayabileceğini düşünüyorum. Son kullanıcı için gayet güzel; tıkla ve bul, çevir ve oynat! Fakat biraz daha bilgiliyseniz ve hacker tabiriyle VCR alıcınızı programlamak istiyorsanız; işte bu basitlik tam bir kabusa dönüşüyor. Daha fazlasını isteyince bu basitlik bir sıkıcılığa dönüşüyor.

LESS IS MORE -> LESS IS A BORE

son kullanıcı -> hacker

Sanırım bu kabusun nedeni bilgisayar bilgimiz geliştikçe, kullandığımız ürünün benzerini hatta daha iyisini yapabileceğimizi düşünmemiz.

Peki daha iyisini nasıl yaparız veya elimizdekini nasıl daha güzel bir şekle sokarız veya daha kötü düşünelim bilgisayarımızı özelleştirebilir miyiz? Tabii ki bize yeterli özelleştirme imkanı verildiyse yani kodlarıyla az buçuk oynayabiliyorsak yababiliriz.

Bu sebeptendir ki çevrenizde dikkat ettiyseniz bilgisayardan iyi anlayan çoğu insanın OS tercihi GNU ve BSD türevleri olmuştur.

Peki bilgisayardan iyi anlamak derken ?

Bu da göreceli bir kavram aslında. “Oğlum bilgisayarcı teyzesi”ndeki oğlandan bahsetmiyoruz tabii ki. Format atmayı bilmek herşey değildir çünkü. Ben kendi hesabıma konuşayım, defragmantasyonun mantığını ve formatın herşeyi çözemeyeceğini bilen kişi bilgisayardan az buçuk anlıyor demektir.

Bu insanlar bilgisayardan anlıyor da neden Linux’a geçmiyor?

Bağımlılıktan dolayı! Hayati önemi olan Adobe programları, arada bir kaçamak yaptığımız bazı oyunlar Linux’ta maalesef stabil bir şekilde çalıştırılamıyor. Eğer çalışabilse iddia ediyorum Linux’un pazar payı %25′e çıkar.

Peki neden Microsoft kodlarını açmıyor?

Birkaç manyak dışında kimse geliştirmez diye mi?

Zaten çok kullanışlıyız gerek yok diye mi?

Hayır!

İnsanlar Windows’un ne kadar boş bir şey olduğunu anlayacaklar da ondan.

Hataları gözükecek de ondan.

Kel olduğunu gizlemek için yandaki saçlarını üste tarayan amcalar gibi…

Written by Yalçın Can

Nisan 18th, 2008 at 7:47 pm

Posted in *nix,işime Yarar

Tagged with , , ,

Sevgili Pardus

with 5 comments

Sevgili pardus seninle çok iyi günler geçirdik bana kdeyle tam bir görsel şölen ve kolaylıklar dizisi yaşattın; sambayla windows ağlarına bağlanırken hiç sorun çıkarmadın. Open office’le microsoft office’i aratmadın bile. Seninle yattım seninle kalktım. Konsoluna kurban olduğum! Web cam’imi, card readerimi, bluetooth’umu da tanımadın ama önemli değildi bu. Sensizliktense bluetooth olmayıversindi. Bir gün cmyk denilen kara kedi aramıza girdi. Ardından gimpin gifleri kaliteli export etmedi. Nvu’un html’ye benden izinsiz kodlar ekledi. Quanta plusun da güzeldi ama artık olan olmuştu. Ah pardusum ne güzel günler geçirmiştik değil mi ? Amarokla coşmuş, Ktorrentle 4GB’lık bandwithi ağlatmış, Nexuizle en iyi kafa avcısı olmuş, Pidgin’le muhabbetin babası olmuştuk. Ama artık ilişkimiz eskisi gibi değil , senden soğudum pardus; böyle giderse işimi kaybetmeme neden olacaksın. Umarım bir gün yollarımız tekrar birleşir…

Written by Yalçın Can

Haziran 25th, 2007 at 6:57 pm

Posted in *nix

Tagged with , ,