Archive for the ‘işime Yarar’ Category
Kızları da Alın Askere
Yeni göreve başlayan Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in tek tip askerlikle ilgili açıklamaları benim gibi askerliğini henüz yapmamış binlerce genci korkuttu. Yoksa siz de onlardan bir misiniz? Gerçi her sene bu tartışma alevlenir ama bu sefer biraz değişik bana göre. Hiç bir Genelkurmay Başkanı ilk açıklamalarında bu kadar radikal olmamıştı. Ben bu tasarının yakın zamanda hatta benim dönemimde (bir sene sonra) gerçekleşeceğini düşünüyorum. Zira şu son dönemde halkın tepki seviyesini ölçen yöneticiler yüzünden “oldu, bitti” uygulamalar resmen patlamış durumda. Peki bu uygulama ne getirir, ne götürür? Bu konuyu tartışmak isterim.
Koşaner, tek tip askerlik projesini açıklarken şu argümanları kullandı:
- Üniversiteli, ilköğretim mezunu ayrımı yapılmadan herkes aynı süre, eşit şartlarda askerlik yapacak.
- Askerlik süresi herkes için 9 ay olacak.
- Yedek subaylık kalkacak.
- Eğitimli insan gücünden daha fazla yararlanılacak.
Peki bu dör maddenin karşı argümanları nasıl olabilir? Read the rest of this entry »
GIMP’e Güzel Bir Alternatif: Pinta
GIMP her ne kadar güçlü ve becerikli bir resim düzenleyici olsa da yavaş çalışması ve tek pencereli yapıya yıllardır geçememesi yüzünden son kullanıcıya hitap eden bir yazılım olamadı. Aynı OpenOffice gibi… OpenOffice açılana kadar gedit’de işinizi çoktan bitirmiş oluyorsunuz. Ama hakkını yemeyelim GIMP’in şu anki özelliklerinden hoşlanan insanlar olduğu kesin ama bir o kadar da nefret eden insan var ve bunlar güçlü bir alternatif için yanıp tutuşuyorlar.
Aslında hep Windows’ta severek kullandığım Paint.NET’in GIMP’e iyi bir alternatif olacağını düşünmüştüm. Sonraları Ubuntu’ya kurulabileceğini öğrendiğimde çok da sevinmiştim ama çok can sıkıcı bir tecrübe olduğunu söylemeliyim. Çoğu fonksiyon çalışmıyordu, hantaldı ve çok önemli bir anda çökebiliyordu. İşte bundan hareketle Paint.NET’e benzeyen bir program arayışına girdim.
Biliyor musunuz tam da aradığımı buldum: Pinta.
Pinta ana sayfasında da belirtildiği gibi Paint.NET’i model alarak gelişiyor. Hızlı çalışıyor. Kolay kolay çökmüyor ve arayüzü GTK# ile yazılmış olduğundan Paint.NET gibi iğreti gözükmüyor. Pinta hazır paketler aracılığıyla; Windows, Mac ve Ubuntu’ya kolaylıkla kurulabilir. Pardus kullananlar ne yazık ki kaynaktan derlemek zorunda kalacaklar.
Pinta henüz çok çok yeni olmasına rağmen son kullanıcının neredeyse tüm ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir duruma geldi: Çizim araçları, çoklu katmanlar, tam geçmiş, ölçekleme, kırpma, düzeltmeler ve efektler… Ben artık işim düşmedikçe pek GIMP kullanmıyorum, Pinta biraz daha gelişince de sileceğim. Hem bir şey daha ekleyeyim, programın %75′ini Türkçe’ye çevirdim ve çeviriler 0.4 sürümüne eklendi. Şu bağlantıya tıklayarak nasıl bir şey olduğunu görebilirsiniz. Kolay gelsin!
Sürpriz yumurta: Loonstar (Moonstar sözlüğün Debian alternatifi)
E-posta Gönderirken…
Geçen yıl tam 150 arkadaşıma bilmeyerek bir maili karbon kopya olarak göndermişim. Bu e-posta etiği için çok kötü bir başlangıç oldu. Ben de dahil olmak üzere çoğumuz maalesef e-posta programlarını iyi kullanmayı bilmiyoruz. Gönderen kısmını ve içerik kısmını yarım yamalak doldurmakla iş bitti zannediyoruz halbuki bu şekilde e-posta göndererek hem karşı tarafı mutsuz ediyoruz hem de komik duruma düşüyoruz. Bunu engellemek için bir yazı yazmayı gerekli buldum. Yazının pdf şeklinde çıktısını buradan indirebilirsiniz.
CC mi BCC mi?
CC, Carbon Copy (Karbon Kopya) nın karşılığıdır. Bu özelliği aynı anda birçok insana e-posta gönderirken kullanırız ama gönderdiğimiz kişiler birbirlerini tanımıyorlarsa bu uygun bir yöntem değildir.
Düşünsenize yakın bir arkadaşınız 50 tane tanımadığınız insana telefonunuzu veriyor ve bu insanlar bir anda sizi aramaya başlıyorlar. Siz de birinin sizin telefonun numaranızı izinsiz bir şekilde dağıttığını öğrenince deliye dönmez misiniz?
Daha kötüsü Read the rest of this entry »
Overlokçu

Kadınların dikkatine,
Overlok ayağınıza geldi. Halı kenarına, yolluk, paspas kenarına; halıfleks kenarına overlok çekilir. 5 dk’da teslim edilir.
İki yıldır bu anonsa çok aşinayız. Şu cırtlak sesli kadının sesini kasede çekip, altına bir peugeot minubus çeken overlokçu oluyor bugünlerde. Hele pazar günleri o kadar çoğalıyorlar ki evin önünden dört, beş kere overlokçu geçtiği gün oluyor. Neden? Çünkü yapılması, tezgahını kurması çok kolay. Bilgi, birikim, eğitim gerektirmiyor. Overlok makinası, jeneratör bir de megafon aldın mı tamamdır usta! Al sana üç adımda ekmek kapısı. Ne yıllarca okumak, ne de patron zırvası çekmek var! Temiz iş kısaca…
Fakat, sektör artık doymuş durumda, bu işi yapan gerçekten çok insan var üstelik mazot da 3,3 lira olmuş. Peki ne kazanıyor o zaman bu adamlar diye sorsan “Abi günü kurtaracak kadar işte!” der çoğu. Orada Türk milleti olarak çok büyük bir zaafımız ortaya çıkıyor. Örneğin ben kâr edecek yeni bir iş alanı buldum diyelim, hemen uyanık! kesim o iş modelini hiç değiştirmeden aynen kullanır ve para kazanmaya çalışır. O işi yapan adamlar virüs gibi türer. Bir süre işler çok güzel gider, sonra sektör çıkmaza girer ve herşey çöpe. Anlayacağınız milletçe yaratıcılıktan yoksun, günümüzü kurtaracak işlere yatırım yapıyoruz. Yani “getir götür insanı”yız biz.
İnternet aleminde de aynıyız. Herşeyin hazırını bulur(script), en kolay yoldan(süperteklif) para kazanamaya çalışırız(Adsense).Halbuki biraz uğraşıp, emek verip kendi emeğimizi de katsak (bkz: ek$i sözlük) eminim ki uzun süreli başarılar elde edeceğiz. Sadece biraz yaratıcı olmak ve çalışmak gerekiyor, durun ilkinden vazgeçtim. Serkan sayesinde tanıdığım Paul Graham, bir eserinde şöyle diyordu:
Aklıma startup’lar için fikir geliştirmeye yönelik birkaç buluşsal yöntem geliyor, ama çoğu şuna indirgenebilir: İnsanların yapmaya çalıştığı bir şeye bakın ve bunun berbat olmayan bir şekilde nasıl yapılabileceğini bulun.
İşte bu! Size çalışıp altyapıyı hazırlamak kalıyor. Diğer iş modeli gibi hammallık yapmanıza bile gerek yok, bir kere çarkı döndürdünüz mü, işiniz sizi uzun bir süre idare edecek. “Temiz iş!”ten anladığım işte bu…
Kullanılabilirlik ve Bağımlılık
Microsoft bugüne kadar kullanışlı(?) bilgisayar ürünleri ortaya koydu.
Kullanışlının yanına soru işareti koydum çünkü bu çok değişken bir kavramdır. Son kullanıcıya kolay gelen her ürün kullanışlıdır veya karmaşık her ürün kullanışlıdır diye bir şey söyleyemeyiz. Hatta kullanıcıların büyük bir kısmının alıştığı ürüne de kullanışlı diyemeyiz.
Aslında şuradaki resmin olayımızı çok güzel bir şekilde açıklayabileceğini düşünüyorum. Son kullanıcı için gayet güzel; tıkla ve bul, çevir ve oynat! Fakat biraz daha bilgiliyseniz ve hacker tabiriyle VCR alıcınızı programlamak istiyorsanız; işte bu basitlik tam bir kabusa dönüşüyor. Daha fazlasını isteyince bu basitlik bir sıkıcılığa dönüşüyor.
LESS IS MORE -> LESS IS A BORE
son kullanıcı -> hacker
Sanırım bu kabusun nedeni bilgisayar bilgimiz geliştikçe, kullandığımız ürünün benzerini hatta daha iyisini yapabileceğimizi düşünmemiz.
Peki daha iyisini nasıl yaparız veya elimizdekini nasıl daha güzel bir şekle sokarız veya daha kötü düşünelim bilgisayarımızı özelleştirebilir miyiz? Tabii ki bize yeterli özelleştirme imkanı verildiyse yani kodlarıyla az buçuk oynayabiliyorsak yababiliriz.
Bu sebeptendir ki çevrenizde dikkat ettiyseniz bilgisayardan iyi anlayan çoğu insanın OS tercihi GNU ve BSD türevleri olmuştur.
Peki bilgisayardan iyi anlamak derken ?
Bu da göreceli bir kavram aslında. “Oğlum bilgisayarcı teyzesi”ndeki oğlandan bahsetmiyoruz tabii ki. Format atmayı bilmek herşey değildir çünkü. Ben kendi hesabıma konuşayım, defragmantasyonun mantığını ve formatın herşeyi çözemeyeceğini bilen kişi bilgisayardan az buçuk anlıyor demektir.
Bu insanlar bilgisayardan anlıyor da neden Linux’a geçmiyor?
Bağımlılıktan dolayı! Hayati önemi olan Adobe programları, arada bir kaçamak yaptığımız bazı oyunlar Linux’ta maalesef stabil bir şekilde çalıştırılamıyor. Eğer çalışabilse iddia ediyorum Linux’un pazar payı %25′e çıkar.
Peki neden Microsoft kodlarını açmıyor?
Birkaç manyak dışında kimse geliştirmez diye mi?
Zaten çok kullanışlıyız gerek yok diye mi?
Hayır!
İnsanlar Windows’un ne kadar boş bir şey olduğunu anlayacaklar da ondan.
Hataları gözükecek de ondan.
Kel olduğunu gizlemek için yandaki saçlarını üste tarayan amcalar gibi…


