<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>geldik! &#187; Hayatın Anlamı</title>
	<atom:link href="http://geldik.biz/konu/hayatin-anlami/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://geldik.biz</link>
	<description>Bir başka WordPress sitesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 21 Jan 2012 21:44:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Neden Öldürülmeliyim?</title>
		<link>http://geldik.biz/neden-oldurulmeliyim/</link>
		<comments>http://geldik.biz/neden-oldurulmeliyim/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 Apr 2011 20:43:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=1009</guid>
		<description><![CDATA[Şubat ve Mart aylarında, ateist olduğumu yakınlarıma açıklamıştım. Açıkça belirteyim, olumlu tek bir tepki dahi alamadım zaten beklemiyordum da. Her şeye rağmen beni ben olarak kabul eden bir babayiğit çıkmadı, hayatta ne kadar yalnız olduğumu daha iyi anladım. Ama beni şaşırtan şeyler de oldu. Örneğin kendimi o kadar iyi gizlemişim ki söylediklerimi eşek şakası olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/04/atheism111.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1011" title="atheism1" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/04/atheism111.jpg" alt="" width="152" height="150" /></a>Şubat ve Mart aylarında, ateist olduğumu yakınlarıma açıklamıştım. Açıkça belirteyim, olumlu tek bir tepki dahi alamadım zaten beklemiyordum da. Her şeye rağmen beni ben olarak kabul eden bir babayiğit çıkmadı, hayatta ne kadar yalnız olduğumu daha iyi anladım.</p>
<p>Ama beni şaşırtan şeyler de oldu. Örneğin kendimi o kadar iyi gizlemişim ki söylediklerimi eşek şakası olarak algılayanlar dahi oldu. Çoğu büyüklerim ise bu durumun bir geçiş dönemi olduğunu, çoluk çocuğa karışınca değişeceğimi söylediler. Konuşmak için biraz erken ama o kadar da kolay lokma değilim hani.</p>
<p>İnançsız olduğumu hissedenler de olmuş. Benim için üzüldüklerini hala içimde Allah sevgisi olduğunu ama bunu farketmediğimi söylediler. İnsan inanmadığı bir şeyi nasıl sevebilir? Peki şimdi ne olacak diyenler oldu mesela, hakikaten şimdi ne olacak bana? İnanmadığım İslam hükümlerine göre hükmüm nedir? İşte bunu kısa süreye değin bilmiyordum.<span id="more-1009"></span></p>
<p>İslam terminolojisinde din değiştiren müslümana veya inançsız hale gelene  &#8221;mürted&#8221;, yapılan eyleme de &#8220;irtidat&#8221; deniyor. Bu durumda olan kişilerin durumu hakkında da iki görüş var. Diyanet işlerinin yumuşatılmış kaynaklarında bu kişiler hakkında bir şey yapılmaz deniyor ama biraz araştırdığımızda genel görüşün mürtedlerin öldürülmesi ve mallarına el konması yönünde olduğunu görüyoruz. Bu konu aslında dinde zorlama yoktur düşüncesiyle ters düşüyor, aslında pek de ters düşmüyor çünkü öldürülmüş insanlar zorlanamaz, çünkü ölüdürler.</p>
<p>Ben bu dünyaya müslüman olarak gelmedim. Bu dünyaya temiz bir yaprak olarak geldim ben, siz karaladınız üstümü sonra da reddedince kabullenemiyorsunuz. Sahibi olmadığınız kağıdı yırtmaya çalışıyorsunuz. Ölüm tehditleri savuruyorsunuz. Cesaret gösterileri yapıyorsunuz. Ama şunu iyi bilin müslüman aleminde insanların bu kadar küçük sebeplerden büyük bir soğukkanlılıkla öldürmesi bu toplumların kendilerine olan büyük güvensizliklerinden kaynaklanıyor. Bununla yüzleşmeniz gerekiyor.</p>
<p>Birini öldürmek çok kolaydır, koyarsın tabancayı şakağına ya da dayarsın bıçağı boğazına bitiriverirsin işini adamın. Gerçeklerle yüzleşmek ise bir insanı öldürmekten her zaman daha zor olmuştur. Beni öldürmeniz size hiç bir şey kazandırmayacaktır. Beni öldürmek gerçeklerin ne olduğunu değiştirmeyecektir. Sizin atalarınız da savundukları diğer tanrılar uğruna kim bilir ne kadar masum insanı öldürdüler, bunları çabuk mu unuttunuz? Sonra da bu tanrılar unutulup gittiler. Sorgusuz bağlandığınız şu tanrılarınız yarın yeni nesiller tarafından geçmişte olduğu gibi alay konusu olacaklar. Alay konusu olmadan belki ben ve benim gibi bir sürü masum insanı söylediklerinden dolayı öldüreceksiniz siz öldürmüş bizse ölmüş olacağız. Kitaplarımızı, yazdıklarımızı yakacaksınız, sileceksiniz. Emin olun yenisi yazılacak. Düşüncelerini hayatından daha çok önemseyen insanlar her zaman var olmuştur, olacaktır. Bunu durdurmak mümkün değildir. Durdurdum sanırsınız, yenileri türer.</p>
<p>Ama her şeye rağmen beni yine öldürmek istiyorsanız lütfen öldürün. Ama &#8220;ibne&#8221; kelimesini bir hakaret olarak kullanıp travestilerle beraber olan ikiyüzlüler, namus bekçisi olup çıkmaz sokakta sübyancılık yapanlar, tek başına mülayim olup toplumla canavarlaşan pısırıklar, kendi ahlaksızlıklarını görmeyip başkalarınınkini görenler öldürsün beni. Beni öldürsünler ki çocuklarınız, torunlarınız da sizden tiksinsinler, size benzemesinler. Ama onları da o kadar duyarsızlaştırmışsınız ki onlar da bir şey hissetmiyorlar sizin gibi. Cinsel birleşmenin nasıl gerçekleştirileceğini anlatan ayetler arapça okununca titreyerek ağlama krizine girersiniz, taşlanan, kolu kesilen insanlardan gözünüzü kaçırırsınız. İşte bu kadar duyarlısınız.</p>
<p>Muhtemelen benim öldürülmem kafanızda hiç bir şeyi değiştirmeyecek, bir hafta sonraki Risale-i Nur okuma gününde bunları unutmuş olacaksınız. Unutun. Çocuklarınıza ayrımcılığı öğretin, ikiyüzlü sevgiyi öğretin. Taraflı adaleti öğretin. Bunlara inanın. Çocuklarınızı da zehirleyin. Hiç ulaşamayacakları havuçlarına doğru koşsunlar, koşun. Hiçbir zaman düşünmeyin, zira sizin yerinize düşünecek olan her zaman bulunur. Öldürmeyin sizin yerinize öldürecek olan bulunur. Umursamayın, sizin yerinize umursayacak olan bulunur. Yaşamayın, sizin yerinize yaşayacak olan bulunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/neden-oldurulmeliyim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatın Anlamı</title>
		<link>http://geldik.biz/hayatin-anlami/</link>
		<comments>http://geldik.biz/hayatin-anlami/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2011 20:23:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=985</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıyı Stanley Kubrick&#8217;in Playboy&#8217;da yayımlanmış bir röpörtajından çevirdim. Bu yazının dinden arınıp büyük boşluklara düşenler için bir paraşüt vazifesi görmesini dilerim. Aşağıdaki çeviriyi şuradaki lisans çerçevesinde paylaşabilirsiniz. Playboy: Hayat eğer bu kadar amaçsızsa, hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünüyor musunuz? Kubrick: Evet, ölümlülüğüyle başa çıkabilmiş bizim gibiler için. Yaşamın salt anlamsızlığı insanoğlunu kendi anlamlarını yaratmaya yöneltmiştir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/02/4211.gif"><img class="alignright size-full wp-image-991" title="42" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/02/4211.gif" alt="" width="150" height="150" /></a>Bu yazıyı Stanley Kubrick&#8217;in Playboy&#8217;da yayımlanmış bir röpörtajından çevirdim. Bu yazının dinden arınıp büyük boşluklara düşenler için bir paraşüt vazifesi görmesini dilerim. Aşağıdaki çeviriyi <a href="http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/3.0/">şuradaki lisans çerçevesinde</a> paylaşabilirsiniz.</p>
<p>Playboy: Hayat eğer bu kadar amaçsızsa, hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünüyor musunuz?</p>
<p>Kubrick: Evet, ölümlülüğüyle başa çıkabilmiş bizim gibiler için. Yaşamın salt anlamsızlığı insanoğlunu kendi anlamlarını yaratmaya yöneltmiştir. Tüm çocuklar şüphesiz ki yaşama lekesiz bir merak duygusuyla başlar, ölümün ve bozunmanın farkındalığı onların bilinçlerini etkileyerek; onların yaşama sevinçlerini, idealizmlerini, ölümsüzlük varsayımlarını giderek aşındırır.<span id="more-985"></span></p>
<p>Bir çocuk yetişirken tüm çevresinde ölümü ve acıyı görür ve bu süreçte insanlığa olan inancını gitgide yitirir. Fakat yeterince güçlüyse &#8211; ve şanslıysa &#8211; o alacakaranlıktaki ruhundan şimdiki yaşamına(elan) tekrar doğar.</p>
<p>Yaşamın anlamsızlığının farkındalığına karşı kişi kendine taze bir amaç ve kabullenme geliştirebilir. İlk doğduğu andaki saf merak duygusunu tekrar yakalayamayabilir ama daha dayanıklı ve sürdürülebilir bir şeyler şekillendirebilir.</p>
<p>Evren hakkındaki en dehşet verici gerçek onun saldırgan olması değildir, ama onun sıradanlığıdır; eğer bu sıradanlıkla yüzleşip, yaşamın ölüm sınırları içerisindeki meydan okumalarını kabullenebilirsek insan türü olarak varoluşulumuzu eşsiz bir anlama kavuşturmuş oluruz.</p>
<p>Karanlık ne kadar büyük olursa olsun, kendi ışığımızı sağlamalıyız.</p>
<p>Kaynak: <em>Stanley Kubrick Interviews</em>, University Press of Mississippi, 2001, s.73</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/hayatin-anlami/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Allahsız Olmak Günah mı?</title>
		<link>http://geldik.biz/allahsiz-olmak-gunah-mi/</link>
		<comments>http://geldik.biz/allahsiz-olmak-gunah-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Jan 2011 00:14:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Bilinç]]></category>
		<category><![CDATA[agnostisizm]]></category>
		<category><![CDATA[allah]]></category>
		<category><![CDATA[ateizm]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[tanrı]]></category>
		<category><![CDATA[zındıklık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=951</guid>
		<description><![CDATA[Artık bir yaratıcıya inanmıyorum. Yaratıcıyı Tanrı, Allah veya Yehova artık nasıl adlandırırsanız, orasını siz bilirsiniz. Aslında herkesten bir adet daha az yaratıcıya inanmıyorum, çok da eksiğim yok sizlerden. Sadece ben değil, bu yaratıcı varlık saçmalığının başladığı günden beri tüm insanlar varlıklarının sebebini bir üst varlığa bağlama eğiliminde olmuşlar. Bazıları bir çok üst varlığa, bazıları ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/01/darwin-baligi11.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-955" title="darwin-baligi" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/01/darwin-baligi11.jpg" alt="" width="180" height="96" /></a>Artık bir yaratıcıya inanmıyorum. Yaratıcıyı Tanrı, Allah veya Yehova artık nasıl adlandırırsanız, orasını siz bilirsiniz. Aslında herkesten bir adet daha az yaratıcıya inanmıyorum, çok da eksiğim yok sizlerden. Sadece ben değil, bu yaratıcı varlık saçmalığının başladığı günden beri tüm insanlar varlıklarının sebebini bir üst varlığa bağlama eğiliminde olmuşlar. Bazıları bir çok üst varlığa, bazıları ise tek bir üst varlığa bağlamışlar.</p>
<p>İnsanlığın evrim tarihine baktığımızda insan türüne &#8220;bahşedilmiş&#8221; sistematik düşünme yeteneğinin beraberinde sistematik korkuyu da getirdiği görülür. Olmadık yerlere burnunu sokan meraklı  insan, kendini korkutacak çok şey bulmuştur. Ölmekten korkup yırtıcı hayvanlara,  karanlıktan korkup geceleri aydınlığı sağlayan aya, soğuktan korkup güneşe tapmıştır. İnsan kendinden üstün nitelikli ve güçlü bir şey gördüğü zaman hemen onu tanrı kategorisine almıştır. Onlardan daha güçlülerini gördüğünde eski tanrılarını dışlamış ve yeni tanrılara bağlanmıştır.<span id="more-951"></span></p>
<p>İnsan evrimsel sürecinde ilk önce somut nesnelere ardından da soyut şeylere tanrıyı yakıştırmıştır. Şu an dünya nüfusunun büyük bir kısmı soyut tanrılara inanıyor. Aslında bu güzel bir gelişme. İnsanların soyut düşünme ve hissedemedikleri şeyleri de kabullenme yeteneklerinin yükseldiğini gösterir. Fakat görünür tanrıları da küçümsemeyelim onların güvenilirlikleri de oldukça yüksek. Ne demişler: &#8220;Duyduğumun sekizde birine, gördüğümün yarısına inanırım.&#8221;</p>
<p>İnsan evreni keşfettikçe tanrıların sayısı dramatik bir şekilde azalıyor. Eminim insan türü kendi kendini yoketmezse  ileride bu sayı sıfırlanacaktır. İnsan önceleri hiç tanrıya inanmıyordu sonra bir çoklarına inanmaya başladı sonra bunlar azaldı ve bir süre sonra da bitecek. Belki de insan türü yok olacak o zaman kesin bitecek&#8230;</p>
<p>Peki ben nasıl sıfıra düştüm? Pek kolay olmadı çünkü çevremde bu düşünceye sahip hiç kimse yoktu ama Türkiye&#8217;de özgür düşünen ve belki de seküler olarak yetişmiş son nesil olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. Son zamanlarda dini özgürlükler haricinde büyük bir gelişme kaydettiğimiz söylenemez. Ayrıca bu özgürlükler sadece İslam dinine yönelik oldu, diğer dini gruplar için neredeyse hiçbir şey yapılmadı. Aksine mahalle baskısı arttı ve insanlar kutuplaştı. Dindar daha dindar, dinsiz daha dinsiz oldu. Ben ortalarda bir yerlerdeydim ve sağduyumun sesini dinleyip her şeye rağmen doğru olduğunu düşündüğüm şeye doğru yürümeye karar verdim.</p>
<p>Bu kararı vermek benim için gerçekten çok zor oldu. Çevremde son zamana kadar benim gibi düşünen neredeyse hiç kimse yoktu. Düşündüklerimi ve fikirlerimi paylaşamıyordum, içim gerçekleri haykırmak isterken gerçeğin en soğuk haliyle yüzleşmeliydim. Üstelik dinsizlik ve &#8220;Allahsız&#8221;lığın hakaret ve hastalık olarak nitelendirildiği bir yerde. Halbuki başımıza gerçek dinsizlerden hiçbir şey gelmedi ne geldiyse yüksek motivasyonlu dindarlardan geldi. Bu gerçeği çoğumuzun görmesi için ne kadar zaman geçmesi gerekiyor bilmiyorum. Belki de insanlık olarak &#8220;Allahsız&#8221;lığa hazır değilizdir. Çok dertliyiz. Şu an insanlık olarak çektiğimiz çileyi dindirmenin ve kabullenmenin şimdiye kadarki en iyi yolunun uyuşturucular olduğunu gördük. Fena da işlemiyor hani. Ama uyuşturucu uyuşturucudur, gerçekleri çarpıtır. Gerçekleri görmek için ayılmak gerekir. Hatta bence Yeşilay&#8217;ın savaş açması gereken en önemli uyuşturucu dindir. Neden diyorsanız din, tanrı ve öbür dünya anlayışı bir çok yönden zararlıdır. Sıralamak gerekirse:</p>
<ul>
<li>Suistimal edilmeye çok yatkındır ve insanları kandırmak amacıyla binlerce yıldır kull<img class="alignright size-medium wp-image-958" title="Suicide_Bomber_Costume" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2011/01/Suicide_Bomber_Costume1-208x300.jpg" alt="" width="208" height="300" />anılmıştır, kullanılmaktadır. Vergilerimizin bir çoğu çağımız için geçerliliği kalkmış dini kurumlara gitmektedir.</li>
<li>Din ve ahiret kavramları insanları kaderciliğe sürükler ve dünyadaki haklarını arama motivasyonlarını düşürür.</li>
<li>İnsan dünyanın kendisi için yaratılmış olduğunu düşünerek onu pervasızca kullanır ve insan dışındaki diğer canlılarının haklarını suistimal eder.</li>
<li>İnsan daha iyi çalışma ve yaşam olanakları arayışını yitirir, otoriteye boyun eğer.</li>
<li>Ne kadar dinlerde bilime önem verin denilse de çoğu dinde faydalı ve faydasız bilim diye ayrım yapılmıştır. Hangi bilimin önemli olduğuna karar verecek bilim adamlarıdır, din adamları değil.</li>
<li>Ahiret anlayışı insanı kandırılmaya müsait bir konuma getirir. Hiç ulaşamayacağı bir havuca doğru koşan insan boşa yaşamış olur.</li>
<li>Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, şimdi ölecekmiş gibi ahiret için çalışılamaz. Her zaman bir dengesizlik söz konusu olacaktır üstelik tek bir alana yönelmek her zaman için daha mantıklı ve rasyonel bir seçenektir.</li>
<li>Ya varsa şeklinde faydacı bir yaklaşımla hayatı sürdürmek tüm dinlere ve tanrılara inanmayı ve ibadet etmeyi gerektirir. Ki bu fiziksel ve manevi olarak imkansızdır.</li>
<li>İnanmak yüzde yüz inanmak demektir. Şu an batının düşünce özgürlüğünden nasibini alıp palazlanmış ılımlı piyasa dindarları gerçeklerin çoğunu görmezden geliyorlar ve dinlerin hoşgörü denizi olduğunu savunuyorlar. Bu tamamen yanlış bir ifadedir. Dinlerde hoşgörü olmadığını söylemek yanlış olur fakat büyük resime bakmak gerçekleri anlamamızda yardımcı olacaktır. Dini kitaplardaki bilgilerin yüzde yüz doğru olduğunu kabullenen yüksek motivasyonlu bir kişi bu uğurda &#8220;her şeyi&#8221; yapabilir.</li>
<li>İnsanoğlu tarihindeki en kanlı en acımasız savaşlar sanıldığı gibi dinsizler yüzünden olmadı. Çoğu insan dinine inanmadığı toplumu dinsiz olarak görme eğilimindedir ama durum böyle değil onlar da birşeylere inanıyorlar dostlar. Sorun şu ki sizinkine inanmıyorlar. Bunların sorumlusu suistimal edilen din değil de nedir? George Carlin&#8217;in deyimiyle: Benim tanrımın pipisi seninkinden büyük. Ne! Onlarındaki daha mı büyükmüş?Bombalayın!</li>
</ul>
<p>Peki tanrı olabilir mi? Tüm yazının olumsuzluklarda dolu olduğunu zannetmeyin belki de tanrı vardır. Şu argümana bir bakalım:</p>
<p>- Evreni kim yarattı?: Tanrı.</p>
<p>- O zaman bir üst seviyeye çıkalım. Peki tanrıyı kim yarattı?: Tanrı her zaman vardı ve var olacaktır.</p>
<p>- O zaman neden bir üst seviyeye daha çıkmayalım ve evrenin yaratılmadığını ve hep var olduğunu kabul etmeyelim?</p>
<p>Bunlar zor sorular ve cevaplar, insan keşfettikçe ve öğrendikçe bunlara daha mantıklı soru ve cevaplar sunacaktır. Fakat şu an elimizdeki bilgiyle oluşturulabilecek en kabul edilebilir tanrı modeli belki şöyle olabilir: &#8220;Tüm insani özelliklerden arınmış, sevmeyen, kızmayan, beklentisi olmayan ve cezalandırmayan. Sadece tüm varlığın sebebi olan ve aynı zamanda parçası olduğumuz .&#8221;</p>
<p>Fikrimi beğendiniz mi? Öyleyse gelin ve cemaatime üye olun. Kedi canınızı sizin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/allahsiz-olmak-gunah-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızları da Alın Askere</title>
		<link>http://geldik.biz/kizlari-da-alin-askere/</link>
		<comments>http://geldik.biz/kizlari-da-alin-askere/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 17:48:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[işime Yarar]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Bilinç]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=918</guid>
		<description><![CDATA[Yeni göreve başlayan Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner&#8217;in tek tip askerlikle ilgili açıklamaları benim gibi askerliğini henüz yapmamış binlerce genci korkuttu. Yoksa siz de onlardan bir misiniz? Gerçi her sene bu tartışma alevlenir ama bu sefer biraz değişik bana göre. Hiç bir Genelkurmay Başkanı ilk açıklamalarında bu kadar radikal olmamıştı. Ben bu tasarının yakın zamanda hatta benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/08/tsk11.png"><img class="alignright size-full wp-image-922" title="tsk" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/08/tsk11.png" alt="" width="150" height="181" /></a>Yeni göreve başlayan Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner&#8217;in tek tip askerlikle ilgili açıklamaları benim gibi askerliğini henüz yapmamış binlerce genci korkuttu. Yoksa siz de onlardan bir misiniz? Gerçi her sene bu tartışma alevlenir ama bu sefer biraz değişik bana göre. Hiç bir Genelkurmay Başkanı ilk açıklamalarında bu kadar radikal olmamıştı. Ben bu tasarının yakın zamanda hatta benim dönemimde (bir sene sonra) gerçekleşeceğini düşünüyorum. Zira şu son dönemde halkın tepki seviyesini ölçen yöneticiler yüzünden &#8220;oldu, bitti&#8221; uygulamalar resmen patlamış durumda. Peki bu uygulama ne getirir, ne götürür? Bu konuyu tartışmak isterim.</p>
<p>Koşaner, tek tip askerlik projesini açıklarken şu argümanları kullandı:</p>
<ol>
<li>Üniversiteli, ilköğretim mezunu ayrımı yapılmadan herkes aynı süre, eşit şartlarda askerlik yapacak.</li>
<li>Askerlik süresi herkes için 9 ay olacak.</li>
<li>Yedek subaylık kalkacak.</li>
<li>Eğitimli insan gücünden daha fazla yararlanılacak.</li>
</ol>
<p>Peki bu dör maddenin karşı argümanları nasıl olabilir?<span id="more-918"></span></p>
<ol>
<li>Aslında bu uygulama eşitlik ilkesine tam uyuyor. Sırf kısa süreli askerlik için Açık Öğretim Fakültesinde veya özel üniversitelerde okuyan insanları gördükçe boşa giden kaynaklarımıza üzülüyorum. Tüm 4 yıllık üniversite bitirmiş olan vatandaşların kısa süreli askerlik yapması gerçekten saçma çünkü Türkiye&#8217;deki üniversite eğitimi maalesef elit değil. Ama istisna olarak bazı önemli branşlar ve doktorlar(mesleğinde doktora yapmış olanlar ve hekimler) ayrı bir kategoriye alınabilir diye düşünüyorum. Bir beyin cerrahını cepheye göndermek pek akıllı bir fikir olmasa gerek, çünkü doktor bu sistemde cepheye gidebilecek bir aday haline geliyor. Hem devletin bu insanlara yapmış olduğu yatırım diğer vatandaşlardan çok daha fazla olduğundan yitirilmesi ülke için çok büyük bir kayıptır.</li>
<li>Askerlik süresinin 9 aya kadar düşmesi sevindirici bir gelişme gibi gözükmekte ama benim nacizane görüşüm bu sürenin bu kadar da düşmeyeceğidir çünkü askerliğini 6 ve 12 ay yapanların sayısının, 15 ay yapanlardan çok daha az olduğunu düşünüyorum.(Buraya istatistik bulsam koyacaktım ama mazur görün. Siz bulursanız seve seve yayınlarım) Haliyle benim görüşüm askerliğin minimum 12 ay olacağı yönünde, ama gelişmeleri hep beraber izleyeceğiz.</li>
<li>1. maddede belirttiğim gibi devlet tarafından belirlenmiş bazı öncelikli grupların kesinlikle bir ayrıcalığı ve koruması olmalıdır. Bu ayrı bir rütbeyle sağlanabilir, bunun adı yedek subay olur yedek astsubay olur. Olsun da. Çünkü devlet yatırım yaptığı insanları korumalıdır.</li>
<li>Bence bu maddeyi savunan varsa vicdanî ret konusunu iyice araştırmalıdır. Çünkü deniliyor ki eğitimli insanlar asker tarafından daha çok yararlanılacak. Bence bu çok yanlış bir savunma çünkü askerin savaşacak insana, toplumun ise eğitimli insanlara ihtiyacı vardır. Eğitimli insanlar toplum tarafından daha çok yararlanılmalıdır. Bunun yolu da vicdani ret karşılığı kamu hizmetinden geçiyor. Örneğin ben vicdanî ret hakkımı kullanmak istiyorum diyen biri 9 ay askerlik yerine, 5 ay kamu hizmeti yaparsa bundan toplum da kazanır sadece TSK değil.</li>
</ol>
<p>Şimdi izin verirseniz Türkiye&#8217;de askerlik kurumu hakkındaki kendi önerilerimi sunmak istiyorum.</p>
<ol>
<li>TSK&#8217;nın Türkiye&#8217;ye yıllık maliyeti yaklaşık 19 milyar $&#8217;dır. 2009 yılı <span style="text-decoration: underline;">harcama</span>mız ise toplam 180 milyar dolar yani harcamalarımızın yaklaşık %10&#8242;u savaşmak ve savunmak için kullanılıyor. Çok büyük bir rakam bu. Bence sorunları silahlarla değil de masa başında çözmek çok daha ucuza malolabilir. Hatta bu %10, yaratıcı insanlar yetiştirmeye harcanırsa uzun vadede en güzel askeri ve ekonomik yatırım yapılmış olur.</li>
<li><a href="http://fizy.com/s/1m9v2e"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-926" title="kizlari-da-alin-askere-kapak" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/08/kizlari-da-alin-askere-kapak1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>600.000 asker neyimize yetmiyor anlamış değilim. Hem söylenene göre bu miktar ihtiyacın %65 bile değilmiş. Yok artık! Askerlikte çaycılık, garsonluk, aşçılık, özel şöförlük ve ayak işleri yaptırma tamamen kaldırılmalıdır. Askerin görevi  savaşmak ve savunmaktır. TSK eğer ihtiyaç duyuyorsa bu diğer işleri dışarıdan satın almalıdır.</li>
<li>Kadınlar da askeri sisteme katılmalıdır. Askerde eşitlik diyorsanız bence ilk önce kadınları da askere almalısınız. Böylece askerlik süresi azalmış ve pozitif cinsiyet ayrımcılığı azalmış olur. Ayrıca askerlik kurumuna da kadın elinin değmesi şart!</li>
<li>Askerlik mesleği profesyonelleşmeli ve tüm askerler yükselebilir konumlarda olmalılar. Böylece çok sayıda askerin yapacağı işler çok az sayıda askerle yapılabilir. Ayrıca tecrübeli asker sayısı artar, asker ölümleri azalır ve askerler sendikalaşarak kendi haklarını ve ölen arkadaşlarının haklarını daha kolay arayabilirler.</li>
</ol>
<p>Ve gönül ister ki elbette askerlik kurumuna hiç gerek kalmasın ve herkes kardeşçe yaşasın. Umarım o günler gelir ve bunları görecek ömrümüz olur.</p>
<p>Kaynaklar:</p>
<ol>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Turkish_Armed_Forces">http://en.wikipedia.org/wiki/Turkish_Armed_Forces</a></li>
<li><a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/24961671/">http://www.ntvmsnbc.com/id/24961671/</a></li>
<li><a href="http://milexdata.sipri.org/">http://milexdata.sipri.org/</a></li>
<li><a href="http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_military_expenditures">http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_countries_by_military_expenditures</a></li>
<li><a href="http://www.ntvmsnbc.com/id/25126607/">http://www.ntvmsnbc.com/id/25126607/</a></li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/kizlari-da-alin-askere/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyutulmak</title>
		<link>http://geldik.biz/uyutulmak/</link>
		<comments>http://geldik.biz/uyutulmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 14 Aug 2010 20:26:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=874</guid>
		<description><![CDATA[Ben küçükken annem iş yapabilmek adına beni hep uyuturdu. Eminim bebekliğimde de öyle yapmıştır. Gürültümle ve sorunlarımla uğraşmak ve en önemlisi onları çözmek yerine, kolayını seçmişti. Yalnız olmadığını düşünüyorum. Zaten eşinden yeterince baskı gören bir kadın ister istemez ya çocuğunu sokağa salacak ya da uyutacak, başka çaresi de yok. Hem ben uyumayı çok severim. Ama bazen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/08/spinning-top-inception11.png"><img class="alignright size-full wp-image-875" title="spinning-top-inception" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/08/spinning-top-inception11.png" alt="" width="150" height="118" /></a>Ben küçükken annem iş yapabilmek adına beni hep uyuturdu. Eminim bebekliğimde de öyle yapmıştır. Gürültümle ve sorunlarımla uğraşmak ve en önemlisi onları çözmek yerine, kolayını seçmişti. Yalnız olmadığını düşünüyorum. Zaten eşinden yeterince baskı gören bir kadın ister istemez ya çocuğunu sokağa salacak ya da uyutacak, başka çaresi de yok. Hem ben uyumayı çok severim. Ama bazen o kadar çok uyurdum ki neyin rüya neyin gerçek olduğunu anlayamazdım. Hatta Inception&#8217;ı izleyince &#8220;Şerrefsizim aklıma geldiydi.&#8221; bile dedim. Bence Türkiye&#8217;de yaşayan çoğu kişinin aklına böyle gelmiştir. Çünkü hepimiz büyük bir rüyanın içindeyiz, sürekli uyutuluyoruz. Annelerimiz iş yapmak için bizleri uyutuyor, öğretmenlerimiz istemediğimiz şeyleri öğretmek için bizleri uyutuyor, politikacılarımız gerçekleri gizlemek için bizleri uyutuyor. O kadar uzun süredir uyutuyorlar ki çoktan Araf&#8217;a düştük bile. Artık gerçeklik kavramı bizim için bozulmuş durumda. Gerçekleri bir kenara bırakarak kendimize rüyalardan örülmüş çok güzel bir dünya kurduk. Geçmişimizi dahi rüyalarımızla değiştirdik. Bireyselleşmiş küçücük dünyamızda başka hiç kimseye de yer olmadığından tek değişken biz olduk ve rüyaların gerçekliğini kanıtlamak imkansızlaştı. İşte bu yüzden her yeni doğanı kendi yoluna gitmektense kendi yolumuza soktuk, kendimiz gibi olmaya zorladık ki değişken sadece biz olalım ve bu rüya hiç bitmesin. Çünkü biterse gerçeklerin soğuk yüzüyle burun buruna kalacağız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/uyutulmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sadece Yap / Just Do It</title>
		<link>http://geldik.biz/sadece-yap-just-do-it/</link>
		<comments>http://geldik.biz/sadece-yap-just-do-it/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2010 11:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=773</guid>
		<description><![CDATA[Nike&#8217;nin sloganını bir de böyle düşünün. Not: Buraya değişen kölelik sistemi anlayışı hakkında bir şeyler yazacaktım ama vaktim yoktu. Bir ara yazarım söz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/02/just-do-it11.gif"><img class="size-full wp-image-774 alignnone" title="just-do-it" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2010/02/just-do-it11.gif" alt="" width="240" height="371" /></a></p>
<p>Nike&#8217;nin sloganını bir de böyle düşünün.</p>
<p>Not: Buraya değişen kölelik sistemi anlayışı hakkında bir şeyler yazacaktım ama vaktim yoktu. Bir ara yazarım söz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/sadece-yap-just-do-it/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakkı Haketmek</title>
		<link>http://geldik.biz/hakki-haketmek/</link>
		<comments>http://geldik.biz/hakki-haketmek/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 18:03:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[düzen]]></category>
		<category><![CDATA[hak]]></category>
		<category><![CDATA[hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kanun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[Haketmediğiniz şeylere sahip olduğumuzda kıymetini çok bilmeyiz. Ancak kaybedince anlarız, o şeyin değerini, neye sahip olduğumuzu. Bir şeyin değerini anlamak için illa ki kaybetmek mi gerekiyor diyenleri haklı bulurum bu yüzden. (Bir şeyin değerini anlamak için kaybetmek haricinde güzel bir yöntemi olan varsa paylaşmasını rica ediyorum.) Hepimiz sahip olduğumuz şeylerin değerini bilmiyoruz veya farkında değiliz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Haketmediğiniz şeylere sahip olduğumuzda kıymetini çok bilmeyiz. Ancak kaybedince anlarız, o şeyin değerini, neye sahip olduğumuzu. Bir şeyin değerini anlamak için illa ki kaybetmek mi gerekiyor diyenleri haklı bulurum bu yüzden. (Bir şeyin değerini anlamak için kaybetmek haricinde güzel bir yöntemi olan varsa paylaşmasını rica ediyorum.) Hepimiz sahip olduğumuz şeylerin değerini bilmiyoruz veya farkında değiliz. Örneğin sıcak bir yuvaya, iyi kötü giyinecek elbiseye, bir bilgisayara ve internet bağlantısına sahip olmak matah bir şey gibi görünebilir. Ama bir de bunlara hiç sahip olmadığınızı düşünün, fantastik gibi gelebilir (Gerçi yaşadığımız şu sel felaketinden sonra pek de fantastik gelmiyor ya!)  böyle bir durumda çoğumuz, doğa ananın sert şaplağıyla ilk defa karşılaşırız. Bizim gibi &#8220;anneler tarafından yetiştirilmiş&#8221; bir nesil böyle bir ağırlığı kaldıramaz.</p>
<p>Yaşama savaşında ilk yenilenler, sahip olduklarının farkında olmadan onları kaybedenlerdir. Sadece sahip olduklarını dişiyle, tırnağıyla işaretlemiş olanlar, tekrar aynısını yapacak kadar cesur ve başarılı olabilirler. Biz Türkler olarak tam birinci sınıfın insanıyız. Kurtuluş Savaşı dışında çok büyük ve sürdürülebilir  bir atılımımız olmamıştır. Zaten bu savaşı da ordunun başında Atatürk gibi bir lider olmasa Türkiye&#8217;nin kazaması söz konusu değildi. Türkiye&#8217;de her zaman en popüler taraf olan liberaller bu savaşı yönetseydi emin olun Türkiye isminde bir ülke olmazdı. Belki küçük bir bölge devleti olan Osmanlı Devleti; İran, Libya veya Arabistan benzeri bir ülke olurdu ve &#8220;fes giyen, kebap yiyen insanlar&#8221; olarak tanınırdık.</p>
<p>Kurutuluş Savaşı&#8217;ndan sonra Türkiye&#8217;nin ekonomik ve politik savaş başlamıştır. Ve üzülürek söylüyorum iki savaşı da kaybettik, hala da kaybediyoruz. Savaştan sonra İsviçre gibi suya sabuna dokunmayan bir ülkenin genel hukuk düzenini Türkiye&#8217;ye adapte ettik. Bu kararı Atatürk&#8217;ün çok büyük bir hatası olarak nitelendiriyorum. Türkiye gibi ayrımcılığın, gericiliğin ve kamplaşmanın had safada olduğu bir yere bu kanunları getirmek çok yenilikçi ve gelecekçiydi fakat uygulanabilir değildi. Yurtdışından devşirdiğimiz &#8220;düzen&#8221; daha kültürlü ve eğitimli insanlara hitap ediyordu, açıkçası onlar bunu hakediyorlardı.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin ihtiyacı olan düzen katı, sert ve daha tutucu olmalıdır çünkü Türk halkı çoğu müslüman halk gibi eğitimsizdir ve otorite bağımlısıdır. Türk insanı başında tek bir adam ister. Meclis onun kafasını karıştırır. Yanlışıyla, doğrusuyla bir kişi ister, bir sembol ister, Türkiye. Bu sembol eskilerde padişahtı sonra Atatürk oldu. Atatürk, Türk halkı için büyük bir semboldür. Her yere Atatürk anıtlarının ve büstlerinin dikilmesi, onun yaptığı işlerden dolayı değildir, onun bir sembole indirgenmek istenmesindendir. Atatürk de bir diktatördü yani halkın tam istediği gibi &#8220;tek adamdı&#8221; ama yetkilerini halktan yana kullandığı için yüceldi ve sonunda sembolleşti. Şimdilerde ise sembolümüz  &#8220;Padişah Erdoğan&#8221;. Bu  sloganın yükselmesi geçmişten bu yana bir çok şeyin  değişmediğini göstermektedir.  Bizler bazı şeyleri anlamak için yeterli değiliz. Biz bize verilen hakları anlayacak kadar duyarlı ve farkında değiliz. Bize geçmişte verilen haklar bize ekstra large&#8217;dı, bol geldi bize bu haklar, çünkü biz bu hakları haketmedik.  Ve kaybetmesi de kolay oldu&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/hakki-haketmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversitelerde Kaos Çıkar mı?</title>
		<link>http://geldik.biz/universitelerde-kaos-cikar-mi/</link>
		<comments>http://geldik.biz/universitelerde-kaos-cikar-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jan 2009 20:27:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[kürt sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[pkk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=645</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle ekonomik krizin arttığı ve Kürt &#8211; Türk tartışmalarının doruk noktasına ulaştığı şu zamanlarda bu tartışmaların büyük kavgalara dönüşebileceğini düşünüyorum. Umarım olmaz fakat ekonomik krizin de etkisiyle öcünü almak isteyenler çözümü şiddette bulacaktır. Şiddeti doğru bulmuyorum fakat kaçınılmaz gibi &#8230; Geçen gün Kürt kökenli bir kızla sohbet ediyoruz, konu Türk- Kürt olayına geldi: - Bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özellikle ekonomik krizin arttığı ve Kürt &#8211; Türk tartışmalarının doruk noktasına ulaştığı şu zamanlarda bu tartışmaların büyük kavgalara dönüşebileceğini düşünüyorum. Umarım olmaz fakat ekonomik krizin de etkisiyle öcünü almak isteyenler çözümü şiddette bulacaktır. Şiddeti doğru bulmuyorum fakat kaçınılmaz gibi &#8230;</p>
<p>Geçen gün Kürt kökenli bir kızla sohbet ediyoruz, konu Türk- Kürt olayına geldi:</p>
<blockquote><p>- Bana Facebook&#8217;da hani şu ünlü Atatürk Kürt Olsaydı (1995) yazısı var ya onu gösterdi. Yanında da sarışın ela gözlü küçük bir kız resmi vardı. Gerçek Kürtler aslında böyle şarışın renkli gözlüdür dedi.</p>
<p>+ Biliyorum [tebessüm] Bak X. ben eğer rahatsızlık duyuyorsan, sırf Türkler çoğunlukta diye buraya Türkiye denmesine bile karşıyım. Anadolu Cumhuriyeti de denilebilirdi. Bunlar sadece isimdir, semboldür.</p>
<p>- Ama bizim kültürümüzü öğrenmemize izin vermiyorlar.</p>
<p>+ Senin köyün var değil mi?</p>
<p>- Evet</p>
<p>+ Benim de var. Oranın bile kendine has dil yapısı, geleneği göreneği vardır. çok farklıdır bu şehirden. Çoğu insan geçmişini öğrenmekten haz duyar araştırmak ister ama çok katı bazı kesimler var, kafatası milliyetçileri(mhp) gibi. Onlara çok karşıyım. Onlar kendilerinden başkasını bilmezler. Bence her insanın kültürüne geçmişine inandığı şeylere saygı duyulmalı. Ama açık konuşayım, nerede olursam olayım; yaşadığım yere ihanet etmek, yediğim kaba tükürmek istemezdim.</p>
<p>- Biz de bizimkine tükürenleri temizlemeye çalışıyoruz.</p>
<p>+ Mavi ekran..</p></blockquote>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/universitelerde-kaos-cikar-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sırlar Dünyası</title>
		<link>http://geldik.biz/sirlar-dunyasi/</link>
		<comments>http://geldik.biz/sirlar-dunyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2008 20:36:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[şekilcilik]]></category>
		<category><![CDATA[stv]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=467</guid>
		<description><![CDATA[Geçen yıllarda STV&#8217;de bu dizi sürekli dönüyordu. Bir gün şöyle bir bölüme rastladım: Esas oğlan diye tabir ettiğimiz genç, uzun saçlı, kulağı küpeli, deri ceketli hippi görünümlü biri. Aynı zamanda da maddi durumu pek iyi değil. İkisi nasıl bir arada oluyorsa? STV işte! deyip geçelim.. Bu eleman üniversiteyi kazanıp başka bir şehire gidiyor. Para pul [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-468 alignright" title="sirlar-dunyasi" src="http://geldik.biz/wp-content/uploads/2008/08/sirlar-dunyasi11.png" alt="" width="240" height="170" /></p>
<p>Geçen yıllarda STV&#8217;de bu dizi sürekli dönüyordu. Bir gün şöyle bir bölüme rastladım:</p>
<p>Esas oğlan diye tabir ettiğimiz genç, uzun saçlı, kulağı küpeli, deri ceketli hippi görünümlü biri. Aynı zamanda da maddi durumu pek iyi değil. İkisi nasıl bir arada oluyorsa? STV işte! deyip geçelim..</p>
<p>Bu eleman üniversiteyi kazanıp başka bir şehire gidiyor. Para pul da yok tabi, burs almak için bir işadamıyla görüşmeye gidiyor. İşadamı bunun görünümünden pek hoşlanmayıp bunu hep &#8220;Bugün git yarın gel&#8221; deyip oyalıyor. Eleman da bursu alamayıp avucunu yalıyor.</p>
<p>Her Türk prodüksiyonunda olduğu gibi genç parasızlıktan kötü yollara yöneliyor. Kendini içkiye veriyor, dağıtıyor her şeyi! Sonra bu iki insan dramatik bir şekilde karşılaşıyorlar. Adam ne kadar büyük bir yanlış yaptığını anlıyor, kafayı üşütüyor&#8230;.</p>
<p>&#8220;Bu bu bu, bize bir mesaj vermek istiyor sanki! &#8221; dediğinizi duyar gibiyim.</p>
<p>Fakat burada iki mesaj var sanki:</p>
<p>&#8220;Zengin insanlar bakın, her uzun saçlıyı züppe sanmayın onlara da burs verin.&#8221; mi yoksa,</p>
<p>&#8220;Hey gençler, sakın saçları uzatmayın, küpe takmayın, kaymak gibi de tıraş olun yoksa size kimse burs vermez.&#8221; mi?</p>
<p>Cevabı çok açık, amaç korkutma yoluyla şekilciliği yaymak. Başka birşey değil. ( Bu arada unutmayalım Muhammed Peygamber de uzun örgü saçlıydı. )</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/sirlar-dunyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tutku</title>
		<link>http://geldik.biz/tutku/</link>
		<comments>http://geldik.biz/tutku/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 May 2008 18:50:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>echza</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın Anlamı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://geldik.biz/?p=380</guid>
		<description><![CDATA[Bir şeyi gerçekten çok istedim ama elde edene kadar gözümde öyle bir büyüttüm ki, bulduğumda istediğim şey değildi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir şeyi gerçekten çok istedim ama elde edene kadar gözümde öyle bir büyüttüm ki, bulduğumda istediğim şey değildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://geldik.biz/tutku/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

