
Şapkalı şişman geminin altını deliyor, su bulayım diye,
Düşünmüyor ki, bu gemi batarsa herkes boğulacak diye,
Güzel bir kaynak buluyor ama o tuzlu şirreti içemiyor,
Gemi batmaya başlıyor, her yer suyla dolmaya başlıyor,
Şapkalı şişman hemen bir filikaya atlayıp kendini kurtarıyor,
Yüzme bilmeyen hemen boğuluyor,
Yüzme bilen ise dört yüz metre yüzüyor,
O da sonunda boğuluyor, okyanus bu!
Yiğitlik olmuyor ona karşı…
sağolsun barıştan çok güzel bir mim gelmiş kendimizi en iyi anlatan şiiri yazıyormuşuz
ben attila ilhanın ben sana mecburum şiirini seçtim çünkü son dizeleri çok severim bakın ne diyor
ne vakit bir yaşamak düşünsem / bu kurtlar sofrasında belki zor / ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
bir şair duygularını ancak bu kadar güzel anlatabilir Continue reading ‘beni en güzel anlatan şiir’
Aramızda eski günleri düşünmenin zaman kaybı olduğunu düşünenler olduğu gibi geçmiş günleri düşünmenin aslında ders alınacak bir tecrübe olduğunu düşünenler de var.Anladığım kadarıyla aslında insanlar istese de istemese de eski günlerine dönüyor ve kafasında o günlerin bir incelemesini yapıyor.İşte tam bunu kanıtlanabilir kıldığımız anda bizi eski günlere götürebilen araçlardan biri olan kitaplar aklımıza geliyor.
Beyoğlu Rapsodisi…
Üç arkadaş…
Farklı kişiliklerde olan fakat ortak bir geçmişe sahip olan bu üç insan hiç tahmin edemedikleri olayların içlerinde buluyorlar kendilerini.
Cinayet, dostluk, ihanet, belki de anın gerekliliklerini yerine getirmek… ve tabiki sevgi…
Kitabı anlatma gibi bir eylemde bulunmayacağım, eminim ki kitabı cümlelerden hisseden olacaktır.
Son Yorumlar