Hakkında / İletişim / Kayıt Ol! / Giriş Yap


Archive for the ‘Diğer’ Category

geldik.biz üç yaşında

without comments

Merhaba! Uzun bir aradan sonra senli benli ilk yazımı yazıyorum çünkü geldik.biz üç yaşına girdi. (Aslında çok önceden ama bu yazıyı ancak şimdi yazma fırsatı bulabildim.) Hem böyle yazılardan nefret ederim aslında, ama bir kereden de bir şey olmaz diye düşünüyorum. Ne de olsa belirsizliklerin ve kararsızlıkların blog’uyuz şunun şurasında. Biliyor musunuz aslında kırk yıl düşünsem şu slogan gibi slogan bulamazdım(arkadaşlar sağ olsun, iyidir onlar iyi.) Hem ne güzel slogan şu yahu; insana her telden çalmaya, istediği çılgınlığı yazmaya izin veriyor.

Şöyle üç yıl öncesine baktığımda çok farklı bir geldik.biz görüyorum. Site sürekli inişler ve çıkışlar yaşamıştır, kalp grafiğinden farkı yoktur onun. Gerçekten belirli bir çizgisi yoktur. Hatta çizgisi olmayan bir site nasıl yaratılır diyorsanız geldik.biz size çok güzel bir örnektir. Ama ben bundan gurur duyuyorum.

geldik.biz’in dengesizliği ve sürekli değişimi bir zamanlar savunduğu şeyin tam tersini savunabilmesi size ikiyüzlülük gibi gelebilir. Bana göre ise dürüstlüktür çünkü geldik.biz dürüst olduğunu iddia etmemektedir, insanın dürüst olmadığını ifade etmesi de bir dürüstlüktür.(argüman dediğin böyle olur işte :) ) Bu durum sitenin belirsizlik ve kararsızlık içinde olduğunu belirtmektedir ki bu bence süper bir şeydir hatta Orhan Veli’ye tarzını iki yılda neden değiştirdiğini soran birine, o da: “Boşuna mı iki yıl yaşadık?” demiş. Ben bu cevabı çok sevdim ama Orhan Veli ile büyük fark var geldik.biz çok daha hızlı değişiyor. Bu yüzden (maalesef) tutarlı bir kaynak da değil ama söyledim ya böyle bir amaç da yok ortada. Gülelim , eğlenelim işte. Bu dünya kimseye kalmaz..

Written by Yalçın Can

Mayıs 2nd, 2010 at 8:14 pm

Posted in Diğer

GNU/Hurd Çare Olabilir mi?

with 7 comments

Özgür yazılım deyince aklımıza hemen Linux geliyor. Neden Ubuntu, Fedora veya başka bir dağıtım adı gelmiyor? Veya şöyle soralım özgür yazılım Linux üzerine inşa olmak mı zorunda? Daha kötüsü özgür yazılım eşittir Linux mu demek?

Linux ’92 yılından bu yana özgür yazılımın gelişmesi için bir motor oldu bu şüphesiz ama hiç eleştiriden de kurtulamadı. Özellikle monolitik kernel yapısında olmasından dolayı kod tasarımı açısından bir çok kötü eleştiri aldı. Şimdi efendim bu monolitik kernel de ne demek oluyor derseniz kısaca açıklayayım.

Kernel yani çekirdek denilen şey işletim sisteminin kalbini oluşturmaktadır. Bilgisayarda yapılan temel işlemleri 1 ve 0′lara dönüştürerek insanlığı sayı ve binary karmaşasından kurtaran programlardır. Genel fikir itibarıyla üçe ayrılır: Micro kernel, Monolitik kernel, Hybrid Kernel.

Monolitik kernel harici tüm kernel tipleri çalışmak için birden fazla dosyaya ihtiyaç duyar. Monolitik kernel ise çalışması için gereken tüm gereçleri bir dosya içerisinde taşıyabilir. Örneğin sürücü yazılımları Linux ile bütünleşik gelmektedir ve yeni bir sürücü eklemek isterseniz tüm kerneli yeniden derlemeniz yani inşa etmeniz gerekmektedir.

Windows ve MAC OS X gibi ortamlarda ise sürücü yükledikten sonra çekirdeği tekrar inşa etmeye gerek yoktur. Linux’daki NVIDIA ve ATI sürücü sorunlarının büyük kısmı işte buradan kaynaklanmaktadır. Çekirdek herhangi bir nedenle derlendiğinde sistem sürücü senkronizasyonu bozulmakta ve çalışmalar veriler kaybolmaktadır.

Peki bu büyük soruna rağmen neden hala Linux kullanılıyor dersiniz? Nedeni basit: Linux ne kadar masaüstü kullanıcılarını hedef aldığını söylese de bu çok yanlış, Linux sunucu pazarını hedeflemiştir. Monolitik kernel dediğimiz yapı tek bir dosya halinde olduğundan veri iletişimi çok hızlı.

Bu özellik belirli işlemleri sürekli yapan bilgisayarlar için çok uygun çünkü iletişim çok hızlı ve bekleme çok az ama bu sadece belirli işlemler için. Son kullanıcı dediğimiz bilgisayar kullanıcısı belirli işlemlerden ziyade işletim sisteminin bir çok kompartımanını kullanarak çalışır ve işlem tipi, sayısı ve karmaşıklığı inanılmaz derecede artar. Arttıkça da monolitik kernel verimsizleşir.

Bunu anlamak için havuz problemlerini düşünün. Giren su miktarı eşit; bir tarafta bir musluk ve diğer tarafta üç musluk düşünün. Birinci tarafta insanlar tek sıra halinde suyu almalıdır  yandan kaynak yapanlar olursa işlemler yavaşlar. Aynı şekilde üçlü musluğun sadece bir musluğunda kuyruk olursa diğer musluklar boş yere akar. Yani demem o ki monolitik kernel sunucu için microkernel ve hybrid kernel gibi mimariler masaüstü kullanıcıları için daha uygundur. Yani yanii.. Linux is Obsolete!

Peki bu gidişe bir dur diyemez miyiz? Tabii ki deriz. GNU/Hurd işletim sistemi FSF çatısı altında bu amaç için çalışan insanlardan oluşuyor. GNU/Hurd Linux’un aksine mikro kernel yapısında ve mimari alt yapı ve konsept olarak Linux’tan fersah fersah ileride. Örneğin bu çalışmanın ana motivasyonları şöyle: Nesne temelli bir altyapı oluşturmak, dosyaları daha çok modüler hale getirerek kernel faşizmini yenmek, yeniden başlatma sayısını minimize etmek.

Heyecanlandınız mı? Peki denemek ister misiniz? GNU/Hurd Şu an için o kadar kararsız ki çalıştırmak ve kullanmak çok ama çok zor. Fakat Debian’ın bu konuda güzel çalışmaları bulunuyor. Ayrıca şu adresten Live CD edinebilirsiniz. ArchLinux sevenler belki duymuştur ArchHurd de başarılı olarak çalışmaya başladı. Peki bu konuda bireysel olarak ne yapabiliriz? Türkiye’de bu çalışmayı nasıl yayabiliriz? Bu konuda özgür yazılım seven Türk kullanıcılarından yardım istiyoruz. Çeviri olsun svn kontrolü olsun, wiki çalışmaları olsun her konuda yardım edebilecek ve bu çalışmayı duyurabilecek cengâverler arıyoruz. Görünüşümüze kanmayın, logomuz güzel değil ama önemli olan iç güzelliği :)

Written by Yalçın Can

Mart 26th, 2010 at 7:53 pm

Posted in Diğer

Ubuntu’nun Hedefi MAC OS X Olmak mı?

with 2 comments

Şu yazımın kızgınlıklar bölümünde Linux’daki kullanılabilirliğe biraz değinmiştim. Ne yazık ki Ubuntu da dahil olmak üzere çoğu GNU/Linux dağıtımı kullanılabilirlik yönünden bir vizyona ve misyona sahip değil. Masaüstü yöneticileri olarak ilk aklımıza gelen KDE Windows’a, Gnome ise yuh artık dedirtecek kadar MAC OS X’e öykünüyor. Orijinal fikirleri de olmuyor değil ama sırf alengirli bir kaç compiz efektini kullanılabilirlik ve özelleştirme olarak gösterenlerle karşılaşmak gücüme gidiyor. Masaüstü sahasında hedefler çok saptı bence. Bu konuda en başarılı gördüğüm dağıtım olan Ubuntu bile çok değişik yönelimler içinde.

Geçen günlerde eski Canonical CEO’su Mark Shuttleworth Ubuntu’nun bundan sonra şu meşhur renkteki Human temasını kullanmayacağını açıkladı. Dedikodular MAC OS X tadında (gri gibi değil gibi) yeni bir tema yapılacağı yönünde ama bunu Lucid’in final sürümünde görebileceğiz. Aslında bu eğilimi Karmic Kaola’da hissetmiştim. Özellikle sistem tepsisinde değişen network ve ses ikonları bu değişimin bir habercisiydi. Brainstorm’daki çoğu fikirde  ve ubuntu bloglarında karşılaştığım çoğu yazıda insanların büyük bir MAC çılgınlığı içinde olduğunu görüyorum. Yok MAC gibi dockbar, üst bar nasıl yapılır; yok mac font rendering nasıl yapılır. Bu insanların istediği Ubuntu değil ki, düpedüz Mac! Eminim paraya kavuşunca ilk işleri Mac Hardware almak olacak çocuklar bunlar. Şu nautilus geliştirme fikrine bakar mısınız?

Şimdi de MAC OS X finder’a bakın ve 7 farkı söyleyin.

Bence, Ubuntu’nun kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Özgür yazılımı kullanılabilir hale mi getirmek istiyoruz yoksa bedava bir MAC OS X alternatifi mi olmak istiyoruz?

Written by Yalçın Can

Şubat 28th, 2010 at 10:46 pm

Posted in Diğer

TRT’nin Gereksizliği

without comments

Türkiye Radyo Televizyon kurumu 1964 yılında TV yayıncılığı alanındaki boşluğu doldurmak için devlet desteğiyle ve kanunla kurulmuş bir kurumdur. 1989′a kadar yani Star Tv kurulana kadar, TV yayını yapan tek kuruluş olmuştur. Bu tarihten sonra da bir çok özel TV kanalı yayın hayatına başlamıştır. (Tüm listeye buradan ulaşabilirsiniz.) Bu özel kanalların bir çoğu konusunda oldukça başarılı kanallardır ve bu kanallar yıllar geçtikçe TRT’nin vazgeçilebilir olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle Türksat uydusundan ulaşılabilen kaliteli Türk kanalları; belgeselden tutun da çocuk programlarına ve tabii ki müzik programlarına kadar birçok yayın türünü içeriyor.

TRT 90′lı yıllardan sonra sürekli genişledi, hep büyüdü, hep kanal sayısını arttırdı, logosu da hep değişti ama yayın kalitesi ve içeriği bir türlü güzelleşemedi ve kalitesi hep kötüye gitti. Peki neden? Çok nedeni var, saymakla bitmez.

TRT elinde yirmi küsür radyo ve TV kanalı bulunduruyor, bu yayın organlarından 24 saat yayın gerçekleştiriyor. Bunun sunucusu var, kameramanı var, ışıkçısı var… Var da var. Peki bu değirmenin suyu nereden geliyor? Tabii ki bizden. Daha önceleri elektrik faturalarımızın %3.5′ini kadar bir değeri TRT’ye veriyorduk. Bu oran yakın zamanda %2′ye düştü. Şimdi de kalkacak diyorlar fakat geçtiğimiz aylarda radyo fonksiyonu olan her cihazdan alınan TRT katkı payı arttırıldı. Cep telefonu, araba hatta radyolu kalemden bile TRT’ye kaynak akıyor. Bu paralarla ne yapılıyor diye sormaya gerek yok. Hergün yeni bir TRT radyosu, kanalı kuruluyor. TRT Çocuk, TRT Şeş, TRT Müzik… Eee zaten bu ihtiyacı karşılayan kanallar vardı, hala da varlar. Peki niye bu kanalara prodüksiyon veya direk kredi yardımı yerine neden fazladan bir alternatif oluşturulmaya çalışılıyor?

Her şeyin bir sebebi var, her şeyin bir bedeli var. TRT bu zamana kadar tüm hükümetlerin propaganda aracı oldu, kanal ve radyo sayısının artmasıyla birlikte büyük bir kartele dönüştü ve dikkat ettiyseniz yayınları her hükümet döneminde belli bir ideolojiye daha yakın olmuştur. Bu yozlaşmayı durdurmak için bir şeyler yapmamız gerekir. Sorun değil çözüm üretici olmalıyız. Unutmayalım TRT’nin harcadığı her kuruş bizlerin cebinden çıkmaktadır. TRT’nin bu kayıtsız ve pervasız genişlemesini önlemeliyiz. Bu kampanyaya her türlü yardımı dokunacak, bu kampanyayı yayabilecek arkadaşların yorumlarını ve görüşlerini bekliyorum.

Teşekkürler

Written by Yalçın Can

Şubat 11th, 2010 at 8:25 pm

Posted in Diğer

ZenPhoto Türkçe Çevirisi

with 2 comments

Hala bilmeyenleriniz varsa öğrensin, Zenphoto fotoğraflarınızı kendi internet alanınızda depolamak ve sergilemek için çok güzel, basit ve kullanışlı bir yazılımdır. Bu yazılım Türk kullanıcılarca çokça kullanılıyor. Fakat Türkçe çevirisi şu an için bulunmuyor. Bu eksikliği gidermemiz gerekir diye düşünüyorum. Bunu yapmak için de en güzel yol takım oluşturup güçlerimizi birleştirmektir. Yazılımın orijinal dili İngilizce’dir. Çeviriye yardımcı olabilecek herkes ZenPhoto Hata Takip bölümünden ve buradan bana ulaşabilir. Kendinize iyi bakın.

Written by Yalçın Can

Ocak 25th, 2010 at 8:53 pm

Posted in Diğer

Tagged with ,