Archive for the ‘Diğer’ Category
Kur’an ve Sözleşmeler
Çoğu müslüman için, Kur’an aynı bir yazılım sözleşmesi gibi. Aslında kimse hepsini okumuyor. Sadece sayfanın en sonuna gelip “Kabul Et”e tıklıyorlar.
Sahicisi: http://twitter.com/#!/almightygod/status/21316774073
geldik.biz üç yaşında
Merhaba! Uzun bir aradan sonra senli benli ilk yazımı yazıyorum çünkü geldik.biz üç yaşına girdi. (Aslında çok önceden ama bu yazıyı ancak şimdi yazma fırsatı bulabildim.) Hem böyle yazılardan nefret ederim aslında, ama bir kereden de bir şey olmaz diye düşünüyorum. Ne de olsa belirsizliklerin ve kararsızlıkların blog’uyuz şunun şurasında. Biliyor musunuz aslında kırk yıl düşünsem şu slogan gibi slogan bulamazdım(arkadaşlar sağ olsun, iyidir onlar iyi.) Hem ne güzel slogan şu yahu; insana her telden çalmaya, istediği çılgınlığı yazmaya izin veriyor.
Şöyle üç yıl öncesine baktığımda çok farklı bir geldik.biz görüyorum. Site sürekli inişler ve çıkışlar yaşamıştır, kalp grafiğinden farkı yoktur onun. Gerçekten belirli bir çizgisi yoktur. Hatta çizgisi olmayan bir site nasıl yaratılır diyorsanız geldik.biz size çok güzel bir örnektir. Ama ben bundan gurur duyuyorum.
geldik.biz’in dengesizliği ve sürekli değişimi bir zamanlar savunduğu şeyin tam tersini savunabilmesi size ikiyüzlülük gibi gelebilir. Bana göre ise dürüstlüktür çünkü geldik.biz dürüst olduğunu iddia etmemektedir, insanın dürüst olmadığını ifade etmesi de bir dürüstlüktür.(argüman dediğin böyle olur işte
) Bu durum sitenin belirsizlik ve kararsızlık içinde olduğunu belirtmektedir ki bu bence süper bir şeydir hatta Orhan Veli’ye tarzını iki yılda neden değiştirdiğini soran birine, o da: “Boşuna mı iki yıl yaşadık?” demiş. Ben bu cevabı çok sevdim ama Orhan Veli ile büyük fark var geldik.biz çok daha hızlı değişiyor. Bu yüzden (maalesef) tutarlı bir kaynak da değil ama söyledim ya böyle bir amaç da yok ortada. Gülelim , eğlenelim işte. Bu dünya kimseye kalmaz..
GNU/Hurd Çare Olabilir mi?
Özgür yazılım deyince aklımıza hemen Linux geliyor. Neden Ubuntu, Fedora veya başka bir dağıtım adı gelmiyor? Veya şöyle soralım özgür yazılım Linux üzerine inşa olmak mı zorunda? Daha kötüsü özgür yazılım eşittir Linux mu demek?
Linux ’92 yılından bu yana özgür yazılımın gelişmesi için bir motor oldu bu şüphesiz ama hiç eleştiriden de kurtulamadı. Özellikle monolitik kernel yapısında olmasından dolayı kod tasarımı açısından bir çok kötü eleştiri aldı. Şimdi efendim bu monolitik kernel de ne demek oluyor derseniz kısaca açıklayayım.
Kernel yani çekirdek denilen şey işletim sisteminin kalbini oluşturmaktadır. Bilgisayarda yapılan temel işlemleri 1 ve 0′lara dönüştürerek insanlığı sayı ve binary karmaşasından kurtaran programlardır. Genel fikir itibarıyla üçe ayrılır: Micro kernel, Monolitik kernel, Hybrid Kernel.
Monolitik kernel harici tüm kernel tipleri çalışmak için birden fazla dosyaya ihtiyaç duyar. Monolitik kernel ise çalışması için gereken tüm gereçleri bir dosya içerisinde taşıyabilir. Örneğin sürücü yazılımları Linux ile bütünleşik gelmektedir ve yeni bir sürücü eklemek isterseniz tüm kerneli yeniden derlemeniz yani inşa etmeniz gerekmektedir.
Windows ve MAC OS X gibi ortamlarda ise sürücü yükledikten sonra çekirdeği tekrar inşa etmeye gerek yoktur. Linux’daki NVIDIA ve ATI sürücü sorunlarının büyük kısmı işte buradan kaynaklanmaktadır. Çekirdek herhangi bir nedenle derlendiğinde sistem sürücü senkronizasyonu bozulmakta ve çalışmalar veriler kaybolmaktadır.
Peki bu büyük soruna rağmen neden hala Linux kullanılıyor dersiniz? Nedeni basit: Linux ne kadar masaüstü kullanıcılarını hedef aldığını söylese de bu çok yanlış, Linux sunucu pazarını hedeflemiştir. Monolitik kernel dediğimiz yapı tek bir dosya halinde olduğundan veri iletişimi çok hızlı.
Bu özellik belirli işlemleri sürekli yapan bilgisayarlar için çok uygun çünkü iletişim çok hızlı ve bekleme çok az ama bu sadece belirli işlemler için. Son kullanıcı dediğimiz bilgisayar kullanıcısı belirli işlemlerden ziyade işletim sisteminin bir çok kompartımanını kullanarak çalışır ve işlem tipi, sayısı ve karmaşıklığı inanılmaz derecede artar. Arttıkça da monolitik kernel verimsizleşir.
Bunu anlamak için havuz problemlerini düşünün. Giren su miktarı eşit; bir tarafta bir musluk ve diğer tarafta üç musluk düşünün. Birinci tarafta insanlar tek sıra halinde suyu almalıdır yandan kaynak yapanlar olursa işlemler yavaşlar. Aynı şekilde üçlü musluğun sadece bir musluğunda kuyruk olursa diğer musluklar boş yere akar. Yani demem o ki monolitik kernel sunucu için microkernel ve hybrid kernel gibi mimariler masaüstü kullanıcıları için daha uygundur. Yani yanii.. Linux is Obsolete!
Peki bu gidişe bir dur diyemez miyiz? Tabii ki deriz. GNU/Hurd işletim sistemi FSF çatısı altında bu amaç için çalışan insanlardan oluşuyor. GNU/Hurd Linux’un aksine mikro kernel yapısında ve mimari alt yapı ve konsept olarak Linux’tan fersah fersah ileride. Örneğin bu çalışmanın ana motivasyonları şöyle: Nesne temelli bir altyapı oluşturmak, dosyaları daha çok modüler hale getirerek kernel faşizmini yenmek, yeniden başlatma sayısını minimize etmek.
Heyecanlandınız mı? Peki denemek ister misiniz? GNU/Hurd Şu an için o kadar kararsız ki çalıştırmak ve kullanmak çok ama çok zor. Fakat Debian’ın bu konuda güzel çalışmaları bulunuyor. Ayrıca şu adresten Live CD edinebilirsiniz. ArchLinux sevenler belki duymuştur ArchHurd de başarılı olarak çalışmaya başladı. Peki bu konuda bireysel olarak ne yapabiliriz? Türkiye’de bu çalışmayı nasıl yayabiliriz? Bu konuda özgür yazılım seven Türk kullanıcılarından yardım istiyoruz. Çeviri olsun svn kontrolü olsun, wiki çalışmaları olsun her konuda yardım edebilecek ve bu çalışmayı duyurabilecek cengâverler arıyoruz. Görünüşümüze kanmayın, logomuz güzel değil ama önemli olan iç güzelliği
Ubuntu’nun Hedefi MAC OS X Olmak mı?
Şu yazımın kızgınlıklar bölümünde Linux’daki kullanılabilirliğe biraz değinmiştim. Ne yazık ki Ubuntu da dahil olmak üzere çoğu GNU/Linux dağıtımı kullanılabilirlik yönünden bir vizyona ve misyona sahip değil. Masaüstü yöneticileri olarak ilk aklımıza gelen KDE Windows’a, Gnome ise yuh artık dedirtecek kadar MAC OS X’e öykünüyor. Orijinal fikirleri de olmuyor değil ama sırf alengirli bir kaç compiz efektini kullanılabilirlik ve özelleştirme olarak gösterenlerle karşılaşmak gücüme gidiyor. Masaüstü sahasında hedefler çok saptı bence. Bu konuda en başarılı gördüğüm dağıtım olan Ubuntu bile çok değişik yönelimler içinde.
Geçen günlerde eski Canonical CEO’su Mark Shuttleworth Ubuntu’nun bundan sonra şu meşhur renkteki Human temasını kullanmayacağını açıkladı. Dedikodular MAC OS X tadında (gri gibi değil gibi) yeni bir tema yapılacağı yönünde ama bunu Lucid’in final sürümünde görebileceğiz. Aslında bu eğilimi Karmic Kaola’da hissetmiştim. Özellikle sistem tepsisinde değişen network ve ses ikonları bu değişimin bir habercisiydi. Brainstorm’daki çoğu fikirde ve ubuntu bloglarında karşılaştığım çoğu yazıda insanların büyük bir MAC çılgınlığı içinde olduğunu görüyorum. Yok MAC gibi dockbar, üst bar nasıl yapılır; yok mac font rendering nasıl yapılır. Bu insanların istediği Ubuntu değil ki, düpedüz Mac! Eminim paraya kavuşunca ilk işleri Mac Hardware almak olacak çocuklar bunlar. Şu nautilus geliştirme fikrine bakar mısınız?
Şimdi de MAC OS X finder’a bakın ve 7 farkı söyleyin.
Bence, Ubuntu’nun kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Özgür yazılımı kullanılabilir hale mi getirmek istiyoruz yoksa bedava bir MAC OS X alternatifi mi olmak istiyoruz?
ZenPhoto Türkçe Çevirisi
Hala bilmeyenleriniz varsa öğrensin, Zenphoto fotoğraflarınızı kendi internet alanınızda depolamak ve sergilemek için çok güzel, basit ve kullanışlı bir yazılımdır. Bu yazılım Türk kullanıcılarca çokça kullanılıyor. Fakat Türkçe çevirisi şu an için bulunmuyor. Bu eksikliği gidermemiz gerekir diye düşünüyorum. Bunu yapmak için de en güzel yol takım oluşturup güçlerimizi birleştirmektir. Yazılımın orijinal dili İngilizce’dir. Çeviriye yardımcı olabilecek herkes ZenPhoto Hata Takip bölümünden ve buradan bana ulaşabilir. Kendinize iyi bakın.
Darth Vader Emekli Olmuş
Darth Vader, Sith Lordundan çok büyük bir kazık yer. Kızgınlığından ne yapacağını bilemez ama gücünün onu alt etmeye yetmediğini bildiğinden artık emekli olma zamanının geldiğini anlar. Yoda’ya gidip tövbe eder, Yoda da tövbesini bağışlayıp Vader’ı Obi-Wan Kenobi ile barıştırır. Yoda Vader’a, Obi-Wan Kenobi ile emekli ikramiyelerini birleştirip Orion gezegeninden küçük bir arazi kiralamasını ve galaksiyi ele geçirmeyi unutup artık toprak işleriyle uğraşması gerektiğini söyler. Zaman geçer de geçer ama Darth Vader’ın içinde hala galaksiyi ele geçirme uktesi kalmıştır.
Anadolu Üniversitesi Rektör Ataması Sonucu: Hüsran
Türkiye’nin en köklü ve en başarılı üniversitelerinden biri olan ve aynı zamanda bir parçası olduğum Anadolu Üniversitesi’nde ilginç bir “atama” yaşandı. Hem de en yüksek kademede!
Eski rektör Fevzi Sürmeli öğretim üyelerince en yüksek oyu almasına rağmen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül; öğretim üyelerinin yapmış olduğu oylama sonucu en az oyu olan Davut Aydın’ı başa getirdi.
Anadolu Üniversitesi’ndeki dekan ve öğretim üyelerini hatta diğer üniversite rektörlerini kızdıran bu “atama”, demokrasinin bekçisi olduğunu iddia eden Adalet ve Kalkınma Partisi’nin çok büyük bir ayıbıdır. Üniversite’de okuyan, öğretim yapan tüm insanlar tarafından protesto edilmelidir.
Burada çok büyük bir yanlışlık yapılıyor. Son söz Cumhurbaşkanının ise neden seçim yapılıyor? Seçim yapılıyorsa neden Cumhurbaşkanı bu seçimi hiçe sayıp kendi insiyatifini kullanıyor? Üstelik bu rektör “ataması” bir ilk değil rektör atamalarının çoğunda Abdullah Gül insiyatifini kullanmıştır ve öğretim üyelerinin, kendi yöneticilerini seçme haklarını ellerinden alarak, haklarını gaspetmiştir. Abdullah Gül Anadolu Üniversitesi öğretim üyelerinden özür dilemeli ve rektör koltuğuna hakeden kişiyi oturtmalıdır.
Üniversitelerde ATAMA değil SEÇİM istiyoruz!
Modifiye Kasa

Kasa dışının modifiyesine alışkındık ama bu gerçekten yeni bir şey. Devamı için tıktık.
Bankaların E-mail Bültenleri
Garanti, TEB ve hesabımın olduğu diğer bankalardan istemediğim halde ileti alıyorum, hiçbirisinde de bülten almak istemiyorum şeçeneği bulunmuyor, bulunuyorsa bile çalışmıyor! Bu öntanımlı gönderimler kasıtlı bir şekilde mi yapılıyor, yoksa bu bankaların müşteri memnuniyeti ve seçme özgürlüğü diye birşeyden haberleri yok mu? Bu şekilde davranıp e-posta kutumu dolduran bankaları kınıyorum.






