logo Hakkında


Ana Dilde Eğitim

yorumsuz

Eğitim modern toplumlarda her bireyin en temel haklarından birisidir. Eğitim demişken bunu açmakta fayda görüyorum: Benim modern eğitimden anladığım şudur;

  • Herhangi bir zorlama olmadan,
  • Kişinin bilgi seviyesini yükseltmeyi amaçlayan,
  • Eşit şartlar altında,
  • Kişinin anlayabileceği şekilde

uygulanan bir disiplindir. Şimdi oturup incelediğimizde Türkiye’de bu dört maddenin de tam anlamıyla uygulanmadığını görüyoruz. Uygulanmamasının nedeni açıktır. Bizi yöneten insanlar; eleştiren, sorgulayan ve değişimi talep eden eylemci nitelikli insanlarla uğraşmak istemiyor ve nitelikli insanların yetişmemesi için ellerinden geleni yapıyor. Bize sundukları yalancı oyuncaklarla asıl sorunlarımızı unutturuyorlar.

Her şeye rağmen çoğu insan temel sorunlarımızın çözümleri için kafa yoruyor ve sorunlarımızı tartışıyor. Tartışıyor ama bunlar hep lafta kalıyor, iş yapmaya gelince herkes kaçmaya başlıyor çünkü insanlar her zamanki gibi başarısız olacaklarını düşünüyorlar. Anadolu insanları olarak belki de öğrenilmiş çaresizliğin en büyük kurbanlarıyız. Bu gidişatı değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu değişim de ancak doğru-dürüst bir eğitimle mümkündür.

Doğru-dürüst eğitim; öğrencileri sorgulamaya iten, araştırmaya sevk eden ve öğrencilere ana dillerinde verilen bir eğitimdir. Herhangi bir bilgiyi insanlar en verimli şekilde ana dillerindeki haliyle öğrenebilirler. Bu, kendi üzerinizde bile kolayca test edebileceğiniz bir gerçekliktir. Gerçek bu kadar açıkken Türkiye’de insanların bu konuyu neden tartışmaktan bile korktuklarını anlayamıyorum.

Amerika Birleşik Devletleri’nin, eşcinselliğin askeriyede tartışılmasına ilişkin “Sorma, söyleme.” şeklinde bir politikası vardır. Bu politikanın ülkemizde ana dilde eğitim için de kullanıldığına çoğu zaman şahit oluyorum. İnsanlar ana dilde eğitim konusunu tartışmaktan özellikle kaçınıyorlar. Türkiye’deki aşırı solcu gruplar için bile bu konuyu açıkça konuşabilmek hala bir tabudur. Çünkü bahsedilen anda yenilecek damga hazırdır: “Bölücü”

Ana dilde eğitim konusu ne zaman alevlense karşılaştığımız ana tepki “Bölücük yapma! Yaptığınız bu ülkeyi böler.” oluyor. Ben bu düşünceye katılmıyorum aksine ana dilinde eğitim görmeyen insanların daha fazla göze battığını ve ayrımcılığa uğradığını düşünüyorum. Kolayca çözülebilecek bu sorunun çözümsüz kalması yolsuzluk, yoksulluk, denetimsizlik gibi diğer ana sorunlarımızın çözümünü geciktirecektir.

Ana dilde eğitimi destekleme konusunda yalnız olmadığımı düşünüyorum örneğin UNESCO genel direktörü Irina Bokova da “Ana dilde eğitimin toplumda marjinalleşme ve ayrımcılıkla savaşmanın güçlü bir yolu” olduğunu belirtiyor. Öyleyse neden en azından bu konuyu tartışmaya açarak başlamıyoruz?

Bana ilgim olmadığı halde neden bu işlerle uğraştığımı söylüyorlar. Öncelikle belirteyim ben bu ülkedeki her hangi bir azınlığa üye değilim ama onların sorunlarını görmezden gelmek istemiyorum çünkü bence bu çok büyük bir bencillik olurdu. Ayrıca birilerinin haklarını modern zaman eşkıyalarından geri alması toplumun diğer kesimi için ve belki de sizin için bir umut ve hak beklentisi oluşturacaktır. Bence  daha iyi bir toplum istiyorsanız bencil olmayın ve başkalarının haklarını da savunmayı öğrenin.

EK1 – Türkiye’de etnik gruplar: http://en.wikipedia.org/wiki/Demographics_of_Turkey#Ethnic_groups

EK2 – Türkiye’de Azınlıklar Raporu: http://www.minorityrights.org/4574/reports/bir-e351itlik-aray305351305-trkiyede-az305nl305klar.html

Yazar:

Haziran 22nd, 2011 at 9:15 pm

Kategori: Toplumsal Bilinç