American Gangster

Yaşanmış olaylara dayanan film senaryoları hep dikkatimi çekmiştir nedense… Filmi sonuna kadar dikkatlice izler ve “Ne yapardım bu durumda acaba?” diye hep düşünürüm. American Gangster da böyle bir film. Amerika’da mafya hiyerarşisini, rüşveti, uyuşturucu kaçakçılığını ve 60′lı yılların sonunda başlayan sex drugs and rock n roll akımının etkilerini konu almış bir film. American Boxoffice verilerine bakıtığımzda brüt kazancının 101 milyon $’a yaklaştığını görüyoruz. Hiç fena para değil. İnsanlar gerçekleri görmek ve yeraltında neler olup bittiğini gerçkten öğrenmek istiyor herhalde. Bu tip filmlerden örneklerimiz çok fazla:
- The GodFather (şu an IMDB’de birinci sırada)
- Pulp Fiction (IMDB’de 5. sırada)
- Kurtlar Vadisi Irak (IMDB’de herhangi bir sıralaması yok ama Türkiye için çok önemli bir film diyebiliriz. Türkiye’de yapılmış en büyük bütçeli filmmiş.* İzleyici rekorları kırdığını da hepimiz biliyoruz herhalde.*)
İnsanlar bu filmler için adeta tapıyor çünkü meraktan öte, içimize hapsettiğimiz şiddet duygusu bizleri bu filmlere yönlendiriyor. Fakat American Gangster’de aşırı şiddet yoktu. Bunun en büyük sebebini filmin oyuncularına bağlıyorum. Özellikle başrol oyuncusu, Denzel Washington işini gerçekten iyi yapan bir aktör, ilerlemiş yaşına rağmen rol arkadaşı Russel Crowe‘dan kat kat iyi performans gösteriyor. Tavırları, bakışları ve konuşması şefkatli bir babayı andırsa da; film içinde ağzından salyalar saçan ve piyanoya adamın kafasını sıkıştırıp ezen gaddar bir mafya babasına dönüşebiliyor. Bu da filmi genel olarak dengeli bir hale sokuyor. Ne fazla siyah ne de fazla pembe bir film.
Filmin kısa özetine gelirsek; 60′ların sonları… Franc Lucas akıllı hamleleriyle mafya babası oluyor. (Aslında o yıllarda zencilere söz bile verilmezken, bu aşamaya kadar gelmiş olması gerçekten şaşırtıcı.) Patronunun ölümünden sonra onun direktiflerine tamamen sadık kalan Lucas en sonunda, en yüksek mertebeye ulaşıyor, annesini kardeşlerini akrabalarını köşküne taşıyor. Hatta bir gün uyuşturucu işinden kazandığı yüklüce parayla yaptıkları şükran gününde sevinçli bir şekilde tanrıdan af dilerken, görüntü birden değişiyor ve eroin çekerek kendinden geçmiş insanlar gösteriliyor. Filmin aslında en can alıcı noktası burası. Bize büyük bir ders veriyor:
“Para mı kazanmak istiyorsun? Bağımlı bir topluluk oluştur!”
Sonraları, yetenekli bir polis Lucas’ı yakalamaya karar verir. Olaylar gelişir.
Microsoft aklıma geldi alakalı veya alakasız bir şekilde. Bağımlı Microsoft kullanıcıları vazgeçmeyen/vazgeçemeyen. Microsoft varolduğu sürece ona para kazandıracak olan bağımlı faniler
Bağımlı olmak (ne için olduğu önemli değil) kötü bir durum.
Can
11 Nis 08 at 23:56