Monthly Archive for Nisan, 2008

Ait Olma Duygusu

Abazanlığın tüttüğü başka bir gündü. “Herkesin bir manitası var, bir bizim yok anasını satayım.” diyordum Hakan’a. Hakan da 87 doğumlu çıtır hatunlar’dan yeni bir tane bulduğunu söyledi, yıkıldım… Bu dünyada yapayalnız kalmışım sanki. İşin kötü tarafı sorun kızlarla aramın kötü olması değil, onların beni bir abi, bir arkadaş olarak görmesiydi. Üniversiteyi üç sene üst üste kazanamayacak kadar öküz olduğumdan diğerlerinden bayağı büyüktüm zaten, abi demeleri normaldi ama hiçbir kız bana o duygularla yaklaşmıyor muydu? Yoksa ben zurna mıydım? Hayır hayır, zurna değildim sadece aşırı normaldim.

Popüler kesime girmek için atmosferik y*rrak metal dinlemek, Fight Club izlemek, piercing taktırmak, gece barda çok içip ortamın dağıtmak gibi ayrıcalıkların olması gerekiyordu. Bense okula pembe gömlek-kravat ve sivri pabuçlu ayakkabıyla gelen, Yeni Türkü filan dinleyen, Serdivan’a takılan ezik bir kişiliktim. Benim gibiler 80′lerin sonunda 90′ların başında kalmıştı.

Neslimin son türüydüm evet. Hiçbir yere ait değildim. Bu işten anlayan elemanlardan yardım almak gerekiyordu bu yüzden. Hemen pinoya daldım. En gotik görünümlü masaya oturdum. Allah’tan laboratuar dersini beraber aldığımız bir hatun vardı da g*t gibi ortada kalmamıştım. Konuşmaya pek katılamadım ama 45 dakikada bir tuvalete gitmiş numarası yapıp, sohbet ettikleri şeyleri, sevdiği müzikleri, filmleri, yazarları not defterime ekliyordum.

Hava kararıncaya kadar aldığım notlar not defterine sığmaz olmuştu, demek ki artık yeterdi. Onlardan öğrendiğim yeni mekanla gidiş cümlemi kurdum “Ya dostum akşama bizim hatunla Hera’ya gidicez, ben kalkar” dedim. Kalktım eve gittim.

Yazdığım notlar da bayağı olmuştu. Bunları boş bir zamanda ezberlemek gerekiyordu. ertesi gün üniversiteye girerken bahar şenliği ilanıyla karşılaştım. Manga, Şebnem ferah, Beyaz gibi Fanta konserlerinin vazgeçilmez isimleri de gelecekti. Orası şimdi nasıl hatun kaynardı değil mi? Harekete geçmenin tam zamanıydı. Hemen notlarımdan çıkardığım aktivite klüplerini ziyaret ettim. Frp klübüne kayıt olup kısa zamanda okuyabileceğim ince ve açıklayıcı bir kitap tavsiye etmeleri istedim. Notlarımdan çıkardığım mp3 isimlerini de genelde porno cd çektirdiğimiz Aykut Abi’ye verdim. Son dersten çıkana kadar hallederim dedi.

Derste bile sıranın altında frp kitabını okuyordum. Kılıç, büyücü, kral filan derken kafamın ağzına veriliyordu. Biyoloji hocası tahtaya kaldırıp vücudun savunma sistemi hakkında bir soru sorduğunda ise sap gibi kaldım. İçimden şövalyeler demek geldi ama rezil olmamalıydım. Tüm sabrımla bahar şenliğine kenetlendim.

Eve gidince ortamların müziğine alışmak için Anathema, In flames, Metallica dinledim. En gaz şarkılarını google’dan aratıp, hatunlara söylecek fiyakalı sözler aradım. Requiem for a dream, Memento, Fight club, Kelebek Etkisini izledim.

İki gün boyunca okula gitmeyip, bahar şenliği geçiş sınavıma hazırlanmıştım. Sonunda büyük gün gelmişti. En seksi kokan parfümlerimden birini sıktım, siyah deri ceketimi ve adidas ayakabımı giydim. Carlsberg’imi de ceketime güzelce zulaladım. Hava karanlık olmasına rağmen Terminatör gözlüklerimi de taktım. Amacım ne olursa olsun notumdaki mükemmel insan modeline benzemekti.

Konserler başladı, ben de hatunun bol olduğu tanıdık bir bölge aradım. Sonunda Utku’yu gördüm. İyi elemandı ama biraz tikiydi, rapçiydi, msn nickini cool_rapper_ßoy_78 yapardı. Yanındaki hatunlardan birine hemen yanaştım. Hemen tanışıverdik, ismi Pınar’mış. Çıtı pıtı bir kız, hemen ısınıverdim. Engin frp bilgimden, In flames’den en gaz şarkılarından bahsettim. Brutal Vocal, headbang savsalıyordum bir şeyler. O ise hayranlıkla dinliyordu. Ortam sıcaklaşınca zulaladığım Carlsberg’imi çıkardım. Utku da bir şeyler getirmiş güzel kafa yaptık.

Biraz sarhoş olunca headbang yapayım diye ön sıralara geçtim. Kendimi kaybetmişim bir an. Slow bir şarkıda da headbang yapınca etraftakiler pis pis bakmaya başladı. Hemen Utku’ların oturduğu yere gittim ama orada değillerdi. Aradım ama bulamadım. Sonra eğlemeye devam ettim, çıkışta bulurum bunları nasıl olsa dedim. çıkışta da bulamadım, acayip bir korku sardı. Bunların başına bir şey gelmesindi? Hemen cep telefonunu aradım ne yapıyorsun oğlum dedim? Bu gece pınarlardayım hacı, kusura bakma dedi. Hemen telefonu kapattım. Küfrettim kendime. Sen o kadar dil dök hatunu tava getir, başkası kapsın götürsün. Olacak şey değildi.

O gün pinoda neden şapkayı yan yan takan, fubu pantolonlu rapçi elemanlarla takılmadım diye kendime kızdım. O gün bugündür Dj Akman dinlerim.

Crack’lerde Çalan Müzikler

Crack, keygen ve serial’lerde çalan müzikleri hiç merak ettiniz mi? Ben sırf bu müziklere ulaşmak için ihtiyacım olmayan virüslü dosyaları bile indiriyorum. Bu programlardaki müzikler genelde mod dosyası şeklinde oluyor. Hatta son zamanlarda bazı cracking grupları kendi yaptıkları hip-hop şarkılarını bile ekliyorlar fakat bu dosya boyutunu inanılmaz derece arttırdığı için pek tercih edilmiyor.

Hip-hop müziği çok sevmem ama bu tip mod müziklerin tam anlamıyla bir fanatiğiyim ve kaynak buldukça tabiri caizse sömürüyorum :D Eğer siz de meraklıysanız şuraya bir göz atın derim. Burada çoğu ünlü cracking takımının müziklerini bulabilirsiniz. İyi dinlemeler.

NOT: Dosyaları mp3 formatına veya cep telefonu melodisi olarak kullanmak için midi’ye çevirmek istiyorsanız şu yazımı okuyun ;)

Hayalimdeki Blog

  • Sadece belirli bir konuda yazsın.
  • Sık sık güncellensin.
  • Okuyucunun ilgisini kurnazlıklara başvurmadan da çekebilsin.
  • Amacı stand-up yapmak olmasın ama edebiyat dersi havası da yaşatmasın.
  • Çok ama çok sade bir tasarıma sahip olsun.
  • Yazarların amacı sadece yazı yazmak olsun, ne para ne yorum ne de pagerank 5 beklentisi olsun.
  • Yazıları belirli bir süreden sonra yorum kabul etmesin.
  • En az on tane kaliteli yazarı olsun.
  • Adsense’den başka bir reklam ajansıyla çalışsın.
  • Kültürümüze adetlerimize uygun içerikle de bir şeyler yapılabileceğini göstersin.

Sinsin de sinsin. Sanırım yine çok şey istiyorum.

Amerikan Milyoncusu

Amerikan Milyoncusu

Amerika’daki bu mağaza zincirinde hiç bir şey 99 cent’in üzerinde değil. Aynı bizim yokyok milyoncuları gibi.

Bir İngiliz’e sormuşlar:

- Kardeşim sen neden ucuz mallardan almıyorsun, diye.

O da demiş ki:

- Ucuzunu alacak kadar zengin değilim.

Diyeceğim o ki Tanrı bizleri Çin malından ve milyonculardan korusun. Amerika’ya bile yayılmış bu illet arkadaş. :D

Rüyada Araba Yarışına Katılmak

Araba Yarışı

Ek$ivari bir başlık ve konu olduğunun farkındayım, fakat bu sefer konumuz ilginç. Bilirsiniz, herkes nedense rüyasında ak sakallı dede, para, güzel kadınlar, gibi alışıldık şeyler görür. Ben ise şu son aya kadar rüya bile gören bir insan değildim ama ne olduysa oldu ve deli gibi rüya görmeye başladım. Bugün gördüğüm rüyada ise hiç alışılmadık bir şekilde baş kahramandım. Need For Speed serilerinde olduğu gibi bir sokak yarışı düzenliyormuşuz ama katılımlar ilginç motorsiklet le de arabayla da katılabiliyormuşuz, rüya bu ya! :) Ben de motorsikleti seçmişim nedense… Yarış bir kaç parça halinde düzenleniyormuş. Her gün bir seri yarış….

Son yarışa kadar hiç kazanamıyorum ama yarış koşullarını size nasıl anlatırım bilemiyorum. Karşılaştığınız en hard level diyebilirim fakat hiç risk almıyorum çünkü rüyaya öyle bir dalmışım ki gerçek hayattayım sanki, canımı tehlikeye atmak istemiyorum! Trafiğin tam tersine yarış yaptığımız yerlede ise kalbim tam yerinden uçacak gibi oluyor. Sonunda son yarışa başlıyoruz ama bu sefer çok kararlıyım gurur meselesi yapmışım olayı. ;) Çıkabileceğim en yüksek hıza çıkıyorum ve motor sanki uçarmış gibi oluyor, teker teker geçiyorum tüm rakiplerimi. Son üç dört dönemece geldiğimde dönüşlerde bile hız kesmiyorum, son dönemeçte büyük bir kazadan dönüyorum yarışı birincilikle bitiriyorum. Ve tam o anda rüya ile ilgili tüm bağlantılarım kesiliyor. Aynı gerçek hayattaki gibi, yaptığınız bir işte tam doruk noktasına ulaşacaksınız coşacaksınız sevineceksiniz ama ya ölürsünüz ya da böyle rüya sonlanır.

Uyandığımda ise aşırı terli bir haldeyim, sanki gerçekten yarışa katılmışım da o heyecanı yaşamışım. :D İlk işim rüyayı babama anlatmak oldu ama bu olay onun ilgisini pek çekmediğinden olacak çok konuşamadık, sonra annem geldi: “Oğlum hayır olsun ne gördün diye?” Ben de olayı anlatıyorum ama nasıl bir cevap vereceğini az çok tahmin ediyorum. Ana yüreği ya herşey tahmin ettiğim gibi çıktı: “Tabii ki görürsün o meretin başından kalkmıyorsun ki!”. “Anne tamam ya sana da bişi anlatılmıyor” dedim.

Ama olay kötü işledi kafama etkisinden hala kurtulamadım. Rüyayı bu kadar gerçekçi yapan alnımızdan terler akmasını sağlayan nedir acaba ?