
Uzun süredir düşünüyorum da, bloglarımıza harcadığımız zamana bakarak çoğumuz yeterli popülariteyi ve ziyaretçi kitlesini yakalayabilmiş değiliz, popülariteden kastım da şöyle bir şey değil kesinlikle. Sadece bazı insanlara yardımcı olabildiğimizi, harcadığımız emeğin boşa gitmediğini açıkça görebilmek. İşte bu yüzden geldik.biz’i nasıl geliştirebileceğimizi tartışıyoruz. Kafamdakileri paylaşayım öncelikle:
- Geldik.biz ismi tek kişilik bir blog için çok saçma, domaini değiştirelim.
- En olmadı gelir paylaşım sistemi kurup yazar alımı yapalım. (Kalite düşme sorununa nasıl bir çare bulunur işte sıkıntı burada)
- Magazinselleşmeden konu kapsamını genişletelim.
- Geldik.biz’le benzeşen küçük bir iki blogla daha birleşip küçük çaplı bir network oluşturalım. (Bu fikirde başka bloglar var mıdır acaba?)
- Türk okuyuculara pek yaranılmıyor bilirsiniz, hep eleştiri hep eleştiri, çözüm gösteren eleştiri daha görülmüş değil ne yazık ki. Yaklaşık 3 yıllık internet yazarlığı(forum,blog) tecrübeme dayanarak söylebilirim ki: Hafif ironik bir üslüpla yazarsanız okuyucuların çoğu anlamıyor züppe, sonradan görmüş oluyorsunuz, hata yapmayayım diye uğraşıp “de”leri filan ayrı yazarsanız da git wikipedia’da yaz diyorlar. (Kesinlikle kötü eleştiri olarak algılamam ama söyleyenin amacı çok önemli). Dünya çapında da böyle şeyler oluyor inanın ama hitap edilen kitle daha büyük olduğu için iyi ve yararlı eleştiriler in çokluğu size daha çok yazma azmi de verebiliyor. İngilizce mi yazalım yoksa?
Çok fazla açıklama yapmak istemiyorum, bu sitede bir şeyler çiziyorsun, o da sana başka bir çizim getiriyor. Merak duygusunu doruklara çıkaran, yaratıcılığı beşle çarpan bu sitenin başından üç gündür ayrılmıyorum. (Yeni aldığım grafik tabletin de etkisi büyük herhalde.) Gerçekten basit ve eğlenceli bir oyuncak, hatta biri şöyle demiş:
“Şans kurabiyelerinden bile daha iyi.”

Aslında böyle bir projeyi daha önce düşünmüştüm ama hayata geçiremediğimden, fikir göz göre göre gitti. Ciddi söylüyorum nasıl çalışacağını bile az çok belirlemiştim, ama kötü bir yanı vardı sadece Türkçe için geçerliydi. Şöyle ki:
- İlk önce yaş ortalaması 13′ü geçmeyen, tercihen ” Knight Online ” temalı bir foruma girilir. Milletin akın ettiği “bedava rapidshare”, “beleş server” gibi gözlem kaynağı başlıklara gözatılır. En olmadı şu başlık da idare eder canım…
- Güsel, bascam, tskler, ganka, aşşa yukarı, herkez, deymez gibi toplumca benimsediğimiz bazı yanlışlıklar not edilir. Filtremizin ilk basamağı bu olucak, eğer bu kelimeler yorumda tespit edilirse filtreden geçemeyecek, hatta ekrana “heading 1″ ile ” Türkçe öğren olm! ” yazdırmak efdaldir.
- İkinci aşamada ise harfler kontrol edilir. Q, ß, $ gibi karakterler yorumda birden fazla kullanılmışsa daha formu gönderirken, ek$i sözlük’teki gibi yukarıdan aşağıya kayan “Dilimizde q, w ,$ , ß vb harfler yoktur.” cümlesi yazdırılır. Ardından kişi hışımla http://www.dilimdilim.com/ adresine yönlendirilir.
- Üçüncü aşama ise CAPS LOCK kontrolü. Bilirsiniz, çoğu arkadaşımız on parmak yazamadığından olacak ki ekrana bakmadan bir şeyler yazıp, yollamaya çalışıyor. Caps lock yazarken açık kaldıysa kıyamıyor yazıya öğlece yolluyor. İşte bu mel’unları belirleyip başlarını eziyoruz. Ekrana ise ” HOCAM SHIFT ‘E BASIP YAP ŞU İŞİ! ” cümlesini yazdırıyoruz.
- Er - hatun kişi üç aşamadan da geçemez ise ekrana “Msn’de kimin engellediğini görmek istiyorsan tıkla” şeklinde Disney sitesine yönlenen bir link yazdırıyoruz. %90 tıklanacağından, sitedeki gereksiz insanların büyük bir kısmını temizlemiş oluyoruz. İşte bu kadar basit.
Benim kısaca belirlediğim mekanizma böyleydi işte ama adamlar bu konu üzerinde gerçekten bayaaa çalışmış hatta youtube’daki 200,000+ yorumu analiz etmişler, kendi kendine öğrenen bir mekanizma üzerinde bile çalışıyorlarmış. Proje tamamlanınca wordpress eklentisi de çıkacakmış öyle diyorlar. Hadi bakalım …
Her gün yeni bir sosyal network peydah oluyor, çoğuna da üye oluyoruz. “Bi arkadaşa bakıp çıkıcam.” nidasıyla girdiğimiz çoğu sosyal networke de bir kere kolumuzu kaptırdık mı bir daha da çıkamıyoruz. Facebook en güncel örneklerinden biri mesela. Lastfm, youtube, digg, twitter ve flickr da aynı şekilde; çoğumuzun bu sitelerde hesabı vardır mutlaka, fakat yakın arkadaşlarımızı bu sosyal networklerdeki etkinliklerimizden haberdar etmek biraz sıkıntılı oluyor. Hem tüm sosyal networklerde de aynı kullanıcı adını bulmak pek mümkün olmadığından sizi insanların bulması bile zorlaşabiliyor.

Iminta, davetiyesini aldığımda daha ne hakkında olduğundan bile haberdar olmadığım bir servisti hatta daveti kabul ettiğimde “Yine mi sosyal network!” şeklinde bir serzeniş yaşadım, fakat bu sosyal network farklıymış… Iminta diğer networklerdeki etkinliklerimizi paylaşmayı hatta bunları tek bir rss altında birleştirmeyi kolaylaştıran süper bir araç. Şimdilik tam 10 tane büyük sosyal networkü destekliyor. İstemediğiniz gelişmeleri arkadaşlarınızın görmemesi için engelleyebiliyorsunuz, gelişmelerinizin sadece bir kısmını görebilen arkadaş grupları oluşturabiliyorsunuz.
Iminta’da hiç arkadaşınız yoksa üst tarafta “Arkadaşlarınız da gelirse süper olur” diye çok bir sıkıcı bir mesaj var. Benim de tam beş tane davetiyem var, iminta arkadaşı olmak isteyen?

Steve Jobs ve Steve Wozniak, 1976 yılında gördüğünüz evin garajında Apple Inc’in temellerini atmış. Apple kurulduğu yıllarda şimdiki gibi elektroniğin birçok dalında hizmet veren bir kuruluş değilmiş. İki kafadar o yıllarda sadece kişisel mikrobilgisayar üretimi üzerinde yoğunlaşmış. O yıllarda da insaların gözünde bilgisayar; oda büyüklüğünde, aşırı sesli, radyasyon kaynağı bir araç. Haliyle insanların bilgisayarları kişisel kullanım için satın alacağını düşünmek gayet uçuk bir fikir o zamanlar fakat şu an kullandığımız çoğu şey zamanında “Eminim bu aleti kullanan olmaz.” denilmiş araçlar değil midir? Kabul ediyorum kişisel bilgisayar fikri o zaman şartlarında destek ayrılamayacak düzeyde ileri arge çalışması olarak görülebilir ama bir fikri bir ürünü başkalarından önce düşünmek ve doğru zamanda uygun bir fiyatta satarak hayata geçirmek neler kazandırır sizce? Continue reading ‘Neden Bizden de Garaj Girişimleri Çıkmaz?’
Son Yorumlar