Bayan Yanı
Otobüs yolculuklarından ve özellikle de uzun olanlardan nefret ediyorum. Ne zaman otobüsle bir yere gidecek olsam kesin bir sorun çıkar. Yanımdaki adam horlar, teyzenin biri bağdaş kurup oturmaya çalışır, yanımdaki çocuğu araç tutar ve üzerime kusar, elemanın biri son ses sevmediğim türde bir şarkıyı dinler. Bu sorunlar eminim herkesin başına geliyordur ama benim sürekli başıma gelir. Bu yüzden bu tür sorunlara karşı kısmî bir bağışıklık kazandım. Artık takmıyorum böyle şeyleri ama bazen onlar gelip bana takılıyorlar.
Bugün ilçeye kadar 45 dakikalık kısa bir otobüs yolculuğu yaptım. Son dakikada bilet alıp otobüse bindim ve hemen yerime oturdum. Yanımda da bir hanımefendi oturuyor. Bir süre sonra “Numaranız doğru mu?” diyerek küçümseyici bir tavırla çıkıştı. Ben de bileti göstererek “Evet” dedim, “Bir sorun mu vardı?”. Hemen kalktı ve otobüs görevlisine bağırmaya başladı. “Nasıl bayan yanına erkek verirsiniz, siz nasıl firmasınız?” şudur budur derken görevli bir dededen rica etti ve kızla yer değiştirdiler. Kız ninenin yanına, dede de benim yanıma oturdu. Devamını okuyun »
Ana Dilde Eğitim
Eğitim modern toplumlarda her bireyin en temel haklarından birisidir. Eğitim demişken bunu açmakta fayda görüyorum: Benim modern eğitimden anladığım şudur;
- Herhangi bir zorlama olmadan,
- Kişinin bilgi seviyesini yükseltmeyi amaçlayan,
- Eşit şartlar altında,
- Kişinin anlayabileceği şekilde
uygulanan bir disiplindir. Şimdi oturup incelediğimizde Türkiye’de bu dört maddenin de tam anlamıyla uygulanmadığını görüyoruz. Uygulanmamasının nedeni açıktır. Bizi yöneten insanlar; eleştiren, sorgulayan ve değişimi talep eden eylemci nitelikli insanlarla uğraşmak istemiyor ve nitelikli insanların yetişmemesi için ellerinden geleni yapıyor. Bize sundukları yalancı oyuncaklarla asıl sorunlarımızı unutturuyorlar. Devamını okuyun »
Kur’an ve İncil’e Yasal Uyarı Etiketi
Şubat 2010′da “Atheist in Action (Eylemci Ateistler)” isimli bir grup Fransa’daki İncil ve Kur’an yayımcılarına karşı bir dava açtılar.
Avukat Loïc Waroux’un da yardımıyla, Fransa’nın Rennes kentindeki bir polis istasyonuna ilk şikayet bildirildi. Bu şikayet İncil ve Kur’an’ın kapağında bir uyarı etketiyle satılmasını ve dağıtılmasını amaçlayan yasal bir süreci başlattı.
Bu amaç için hazırlanmış imza kampanyasının Türkçe ana metni şöyledir:
“Eylemci Ateistler Birliği’nin İncil ve Kur’an yayımcılarına karşı yürüttüğü, bu kitapların kapaklarında uyarı etiketi ile satılmasını amaçlayan yasal eylemi destekliyorum. Örnek bir uyarı etiketi şöyle olabilir: Bu kitap seksist, homofobik, mezhepçi ve suça teşvik edici mesajlar içerebilir. Bu kitabın içeriğini yazıldığı orta çağ tarihi şartlarında değerlendirmek gerekir.”
Bu kampanyayı şu adresten imzalayabilirsiniz. Uzun vadede diğer ülkelere örnek olacağını düşünüyorum.
Kur’an ve Sözleşmeler
Çoğu müslüman için, Kur’an aynı bir yazılım sözleşmesi gibi. Aslında kimse hepsini okumuyor. Sadece sayfanın en sonuna gelip “Kabul Et”e tıklıyorlar.
Sahicisi: http://twitter.com/#!/almightygod/status/21316774073
Mistik Hezeyanlı Bir Paranoya Vakası
Bu insanı çoğunuz çok yakından tanıyorsunuz. Youtube yorumlarınızdan hareketle evinizdeki bilgisayara el koydurabilecek güçte birisi bu. Türkiye’yi korku imparatorluğuna çeviren piyonların en güçlülerinden birisi o. Ondan gerçek anlamda korktuğumdan, onun suçlamalarıyla uğraşmak istemediğimden adını da vermek istemiyorum. Neyle karşı karşıya olduğunuzu bilmeniz için şu olgu sunumunu buraya koyuyorum. Umarım bir gün bunların hepsi aşılacak.
Ben Bir Hayvan Değilim
Neden Öldürülmeliyim?
Şubat ve Mart aylarında, ateist olduğumu yakınlarıma açıklamıştım. Açıkça belirteyim, olumlu tek bir tepki dahi alamadım zaten beklemiyordum da. Her şeye rağmen beni ben olarak kabul eden bir babayiğit çıkmadı, hayatta ne kadar yalnız olduğumu daha iyi anladım.
Ama beni şaşırtan şeyler de oldu. Örneğin kendimi o kadar iyi gizlemişim ki söylediklerimi eşek şakası olarak algılayanlar dahi oldu. Çoğu büyüklerim ise bu durumun bir geçiş dönemi olduğunu, çoluk çocuğa karışınca değişeceğimi söylediler. Konuşmak için biraz erken ama o kadar da kolay lokma değilim hani.
İnançsız olduğumu hissedenler de olmuş. Benim için üzüldüklerini hala içimde Allah sevgisi olduğunu ama bunu farketmediğimi söylediler. İnsan inanmadığı bir şeyi nasıl sevebilir? Peki şimdi ne olacak diyenler oldu mesela, hakikaten şimdi ne olacak bana? İnanmadığım İslam hükümlerine göre hükmüm nedir? İşte bunu kısa süreye değin bilmiyordum. Devamını okuyun »
Hayatın Anlamı
Bu yazıyı Stanley Kubrick’in Playboy’da yayımlanmış bir röpörtajından çevirdim. Bu yazının dinden arınıp büyük boşluklara düşenler için bir paraşüt vazifesi görmesini dilerim. Aşağıdaki çeviriyi şuradaki lisans çerçevesinde paylaşabilirsiniz.
Playboy: Hayat eğer bu kadar amaçsızsa, hayatın yaşamaya değer olduğunu düşünüyor musunuz?
Kubrick: Evet, ölümlülüğüyle başa çıkabilmiş bizim gibiler için. Yaşamın salt anlamsızlığı insanoğlunu kendi anlamlarını yaratmaya yöneltmiştir. Tüm çocuklar şüphesiz ki yaşama lekesiz bir merak duygusuyla başlar, ölümün ve bozunmanın farkındalığı onların bilinçlerini etkileyerek; onların yaşama sevinçlerini, idealizmlerini, ölümsüzlük varsayımlarını giderek aşındırır. Devamını okuyun »
Allahsız Olmak Günah mı?
Artık bir yaratıcıya inanmıyorum. Yaratıcıyı Tanrı, Allah veya Yehova artık nasıl adlandırırsanız, orasını siz bilirsiniz. Aslında herkesten bir adet daha az yaratıcıya inanmıyorum, çok da eksiğim yok sizlerden. Sadece ben değil, bu yaratıcı varlık saçmalığının başladığı günden beri tüm insanlar varlıklarının sebebini bir üst varlığa bağlama eğiliminde olmuşlar. Bazıları bir çok üst varlığa, bazıları ise tek bir üst varlığa bağlamışlar.
İnsanlığın evrim tarihine baktığımızda insan türüne “bahşedilmiş” sistematik düşünme yeteneğinin beraberinde sistematik korkuyu da getirdiği görülür. Olmadık yerlere burnunu sokan meraklı insan, kendini korkutacak çok şey bulmuştur. Ölmekten korkup yırtıcı hayvanlara, karanlıktan korkup geceleri aydınlığı sağlayan aya, soğuktan korkup güneşe tapmıştır. İnsan kendinden üstün nitelikli ve güçlü bir şey gördüğü zaman hemen onu tanrı kategorisine almıştır. Onlardan daha güçlülerini gördüğünde eski tanrılarını dışlamış ve yeni tanrılara bağlanmıştır. Devamını okuyun »
Kızları da Alın Askere
Yeni göreve başlayan Genelkurmay Başkanı Işık Koşaner’in tek tip askerlikle ilgili açıklamaları benim gibi askerliğini henüz yapmamış binlerce genci korkuttu. Yoksa siz de onlardan bir misiniz? Gerçi her sene bu tartışma alevlenir ama bu sefer biraz değişik bana göre. Hiç bir Genelkurmay Başkanı ilk açıklamalarında bu kadar radikal olmamıştı. Ben bu tasarının yakın zamanda hatta benim dönemimde (bir sene sonra) gerçekleşeceğini düşünüyorum. Zira şu son dönemde halkın tepki seviyesini ölçen yöneticiler yüzünden “oldu, bitti” uygulamalar resmen patlamış durumda. Peki bu uygulama ne getirir, ne götürür? Bu konuyu tartışmak isterim.
Koşaner, tek tip askerlik projesini açıklarken şu argümanları kullandı:
- Üniversiteli, ilköğretim mezunu ayrımı yapılmadan herkes aynı süre, eşit şartlarda askerlik yapacak.
- Askerlik süresi herkes için 9 ay olacak.
- Yedek subaylık kalkacak.
- Eğitimli insan gücünden daha fazla yararlanılacak.
Peki bu dör maddenin karşı argümanları nasıl olabilir? Devamını okuyun »
